Yazılarım 7...

Çakralar... Vücudumuzun Dışa Açılan Kanalları....

 
turan

Çakra, Sanskritçe kaynaklı bir kelime olup, tekerlek, dönüş, girdap, göz, kanal anlamlarına gelir. İnsan vücudunda bulunan bu enerji merkezleri, girdap şeklinde dönen enerji alanından oluştuğu için onlara bu isim verilmiştir.

Çakra, insan vücudunda bulunan metafiziksel ve biyofiziksel enerjinin bağlantı noktası olarak düşünülmüştür. Yoganın üstatları, insanın, görünen fiziksel varlığı ötesinde, daha duyarlı ve daha etkin bir bünyeye sahip olduğunu ileri sürerler. Bizler, bunu ancak bazı özel durumlarda, duygularımız aracılığıyla sezebiliriz.

Aslında bedenimizde bir çok önemli çakra olduğu düşünülmektedir: örneğin avuç içinde, tabanlarda, diz kapaklarında, dirseklerde bulunan çakralar diğerlerine göre daha önemlidirler. Ama ana çakra merkezleri vücudumuzda omurga boyunca sıralanmaktadır.

Hint felsefesine göre, insanın kafasının tepesinde pozitif bir akım varken omurga kemiğinin alt boğumunda, kuyruk sokumunda, negatif bir akım bulunur. Bu iki "kutup" arasında dolaşan elektrik gücüne "YAŞAM" denir.

Her yoginin amacı, kuyruk sokumunda, Muladhara Çakra yakınında, yılan gibi kendi üzerine üç kez çöreklenen uyuyan Kundaliniyi, yani negatif enerjiyi uyandırıp, onu Sushumna Nadi (omurilik boyunca) Sahasrara Çakrada (başın tepesinde) bulunan pozitif akımla birleştirmektir.

Bu olay, sabır ve azimle uygulanan nefes egzersizleri, yoga duruşları ve meditasyon sayesinde gerçekleşebilir. Buna erişebilen yogilerin sayısı çok fazla değildir. Kundalini yukarıya yönelirken, omurga boyunca sıralanan enerji merkezleri (çakraları), teker teker delerek kafatasının tepesinde bulunan pozitif akımla birleşince yoginin bedeni elektrik akımına tutulmuş gibi sarsılır ve mutluluğun en üst hazzını duyar; böylece ermişliğe yükseldiği kabul edilir: yogilere göre, bunu erenler, karşısındakinin düşüncesini "okuyabilir", geleceği görme yeteneği elde ederler.

Ancak kötü koşullar altında uyandırılan Kundalini tehlikeli olabilir, en azından uygulayanın ruhsal dengesini bozabilir.

Bedenin, girdap olarak adlandırılan 7 ana enerji merkezi vardır. Çakra olarak adlandırılan bu enerji merkezleri, güçlü elektrik alanlarıdır, gözle görülemezler. Bu yedi güç istasyonunun her biri bedenimizde hormon salgılayan bezlere karşılık gelir. Bu bezlerin hormon üretimini uyarırlar. Fizik bedenimizdeki ismi ile hormon salgılayan iç salgı bezleri enerji bedenimizdeki çakralara karşılık gelirler.

Ana Çakra Merkezleri :

1. Çakra (Kök Çakrası): Kuyruk sokumunda, üreme organları ve makat arasında bulunur.

Etkilenen organlar: Cinsel Organlar, kan, kemik, hücreler.

Etkilenen salgı bezi: Böbreküstü bezleri (adrenalin)

Renk: Kırmızı, mavi

Taşları: Lal taşı, Opsidyen taşı, Kuvars taşları

Duyu: Tad alma

İfade: İstiyorum

Özellikleri: Sağlam temelli, kendini ifade eden, sağlıklı ve canlı, sınırsız enerji, bereketli, şevkatli, insanlara güvenen, kırılgan, duygusallığı tüm bedeninde hisseden.

2. Çakra: Göbeğin alt kısmındadır

Etkilenen organlar: Karaciğer, dalak, bağırsaklar, böbrekler, mesane, kan.

Etkilenen salgı bezi: Cinsel salgı bezleri

Renk: Turuncu, çivit mavi, yeşil

Taşları: Kaplan Gözü taşı, Akik taşı

Duyu: Tad alma

İfade: Arzuluyorum

Özellikleri: Arkadaş canlısı, iyimser, başkalarını düşünen, aidiyet, yaratıcı, hayal gücü ve sezgileri kuvvetli, başkalarının zihnini okuyabilen, ruhunu anlayabilen ve onlarla bütünleşebilen, mizahi, mükemmel bir orgazm yaşama ve çocuk sahibi olma isteği.

3. Çakra (Göbek Çakrası): Göbeğin iki parmak üstündedir. Güneş sinir ağı.

Etkilenen organlar:Dalak, karaciğer, safra kesesi, sinir sistemi, Pankreas.

Etkilenen salgı bezi: Pankreas

Renk: Sarı, menekşe moru

Taşları: Malahit taşı, Sitrin Kuvarsı taşı, Turkuvaz (Firuze) taşı

Duyu: Görme duyusu

İfade: Mutluluk istiyorum

Özellikleri: Dost, neşeli, kendine ve başkalarına saygılı, becerikli, akıllı, atak, rahat, içinden geçeni ifade edebilen, aktivitelere meraklı, düşünceli, karşılıklı orgazm, sorumluluk sahibi, duygusal yönden sıcak.

4. Çakra (Kalp Çakrası): Gövdenin ortasında, kalp dolaylarındadır.

Etkilenen organlar: Kalp, ciğerler, kan dolaşımı.

Etkilenen salgı bezi: Timüs bezi

Renk: Yeşil, pembe

Taşları: Yeşim taşı, Yeşil Yıldız Taşı, Pembe Kuvars taşı, Turmalin taşı, Malahit taşı, Bakır

Duyu: Dokunma duyusu

İfade: Karşılıklı sevgi

Özellikleri: Dengeli, şevkatli, başkalarını anlayabilen, insancıl, insanların iyi taraflarını görebilen, dışa dönük, arkadaş canlısı, aktif, zevk ve görüş sahibi, duygulara temas edebilen.

5. Çakra (Boğaz Çakrası): Boğazın ortasındadır.

Etkilenen organlar: Ense, boğaz

Etkilenen salgı bezi: Troid ve paratroid bezleri

Renk: Mavi, kırmızı

Taşları: Sodalit taşı, Azurit taşı, Lapis Lazuli taşı ve Kuvars çeşitleri

Duyu: işitme duyusu

İfade: Açıkça ve özgürce konuşma isteği

Özellikleri: Halinden memnun, zamana uyabilen, mükemmel zamanlama duygusu, hatip, müziğe ve sanata yatkınlık, kutsak enerjiyi düşünüp yaşayabilen, ruhsal öğretileri kolayca anlayabilen, doğurgan, eş çakra da açık olduğu zaman yoğun duygusal ve cinsel enerji yayabilen.

6. Çakra (Alın Çakrası = Üçüncü Göz): Alnın gerisinde, iki kaşın ortasında, burun kökündedir (anja: kumanda eden).

Etkilenen organlar: Gözler, beyin

Etkilenen salgı bezi: Hipofiz bezi

Renk: Çivit mavi, turuncu

Taşları: Sodalit taşı, Florit taşı, Lapis Lazuli taşı, Ametist taşı ve Kuvars çeşitleri

Duyu: Düşünme

İfade: Açıkça görme isteği

Özellikleri: Karizmatik, tüm bilgilerin kaynağına inebilen, rehberlik yapabilir, maddiyata önem vermeyen, cesur, özgürlüğe giden yolu keşfetmiş, telepati gücüne sahip, geçmiş yaşamları tecrübe edebilen, kendini bilen, şöhret, para ve maddiyattan sıyrılmış.

7. Çakra (Taç Çakrası): Kafa tasının en üst noktasındadır

Etkilenen organlar: Beyin, sinir sistemi

Etkilenen salgı bezi: Epifiz bezi

Renk: Mor ve altın sarısı

Taşları: Florit taşı, Lapis Lazuli taşı, Ametist taşı ve Kuvars çeşitleri

Duyu: Yedinci duyu

İfade: Tatil yapma isteği

Özellikleri: Kutsal şeylere yatkınlık, mucize yaratıcı, doğa kanunlarını, bilinç ve bilinç altını aşan, ölümden sonra yaşama yeteneği, ölümsüzlük, yeniden doğma yeteneği.

Çakralarda Nefes Alma Meditasyonu....

Her çakradan nefes almak demek sadece nefes alış veriş aşamalarında bu çakralarda olduğumuz fark etmek demektir. Bu farkındalığı nefesimizle senkronize ettiğimizde kendiliğinden o çakralarımızdan nefes alıp vermekte olduğumuz anlarız. Bu herkezde farklı tezahür edebilir. Çoğunlukla aynı kişide farklı zamanlarda da farklılıklar gösterebilir. Hatta ilk turda yaşananlar ile sonraki turlarda yaşananlar neredeyse her zaman farklıdır. Bu meditasyonda özellikle dikkat edilecek şey, her çakradan nefes alıp verirken, şu üç noktayı bir arada uygulamaktır: Ses, hareket ve nefes.

Nefes sırasında hangi çakrada isek o bölgemize odaklanabiliriz. Yahut o bölgelerimize sağ elimizin parmak ucu ile hafifce dokunabiliriz. Ayrıca her çakradan nefes alış veriş esnasında çıkan seslere izin vermek önemlidir. Bu sayede değişik haller kendiliğinden tetiklenecek ve zihnin kontrol etme eğilimine fırsat verilmemiş olacaktır… Bu sayede kendiliğinden beden-ruh-zihin sistemi belli evrelerden geçecektir. Kontrol duygusu azalacaktır…Ancak o zaman çakralar ve o çakraların enerjisi serbeste akışa geçebilecektir… Ses-hareket-nefes uyumu aynı anda çalıştığında her çakrada sizin için olması gereken şeyler gerçekleşecektir… Bunun ne olduğunu keşfetmek size kalıyor..

Burçların Bedenimizde Etkilediği Bölgeler, Organlar ve Hastalıklarla İlişkileri....

turan

Koç Burcu : Baş bölgesi hassastır. Baş ağrısı, ateş yükselmesi, migren, yüz nevraljisine sık rastlanır. Baş, kafatası, şah damarı, yüzle ilgili sorunlar, beyin iltihabı, adale rahatsızlıkları, ileri yaşlarda yüksek tansiyon görülebilir.

Aşırı heyecan ve telaş beyni zorlar. Aceleci, ani ve atak oluş yüzünden kazalara açıktır. Kanamaya meyillidir. Adrenalin bezi fazla çalışır. Terazi burcundan gelen zıt etki böbrek ve bel bölgesinde de hassasiyet verir.

Koçlar genelde sık hastalanmazlar, bünyeleri oldukça sağlamdır Zaten yatağa bağlı kalmak hiç mi hiç hoşlarına gitmez. Henüz tam iyileşmeden ayağa kalkarlar. Her konuda olduğu gibi tedavi içinde kendi kafasına göre hareket ederler.

Boğa Burcu : Boğaz, boyun ve ense bölgesi hassastır. Tiroit bezi, yutak, ses telleri, bademcikler, kulaklarla ilgili sağlık sorunları sık görülür. Kilo almaya meyillidir. Kilo ile ilgili, diyabetik rahatsızlıklar, tansiyon, astım, soğuk algınlığı, anjin, hassas organlarla ilgili iltihaplanmalar olabilir. Aşırı yemek vücudun hastalıklara karşı savunma sistemini bozabilir.

Akrep burcundan gelen zıt etki ile cinsel organlar, salgı bezleri, boşaltım sistemi de hassas olabilir. Erkeklerde prostat, kadınlarda yumurtalık ve rahim hastalıkları görülebilir.

Boğalar genel olarak kuvvetli bir bünyeye sahiptirler. Kendilerini daima genç hissederler. Yaşlanmayı kabul etmezler. Açık havayı, gezmeyi ve yürümeyi sevdikleri için sağlıkları genellikle iyi olur.

İkizler Burcu : Sinir sistemleri pek güçlü değildir. Ayrıca omuzlar, kollar ve eller hassastır. Köprücük kemiği kırıkları, omuz ve kol ağrıları olur, parmaklarla ilgili sorunlar, sinirsel rahatsızlıklar görülebilir. Kekemelik, konuşma ile ilgili problemlere rastlanabilir.

Sindirim sistemleri çok çalışır. Bu yüzden kilo almaları zordur. Fazla merak sinir sistemini yorar. Vücut direnci azalır, yorgunluk, uykusuzluk görülür.

Yay burcundan gelen zıt etki ile kalça ve bacakla ilgili siyatik ağrıları, romatizma, karaciğer hassasiyeti, alerjiler görülebilir.

İkizler insanı dinlenmeyi pek bilmediği için aşırı yorgunluklar yaşar. Genelde zayıf bünyelidirler. Yerinde durmayı beceremeyen ikizlerin hastalığı genelde sorun olur. Uykuya ve dinlenmeğe zaman ayırmalıdırlar.

Yengeç Burcu : Göğüs kafesi, memeler ve mide en hassas bölgeleridir. Gastrit, ülser, 12 parmak bağırsağı, pankreas, bağırsak iltihaplan görülebilir. Hazımsızlık sorunları olur. İleri yaşlarda kilo sorunları yaşanabilir.

Duygulardaki ani değişikler, duygusal hassasiyet mideyi etkiler. Üşütme gaza neden olur. Hava değişikliklerinden çabuk etkilenirler. Lodos hava, aşırı baş ağrısı yapar.

Süt bezleri iyi çalışır. Memelerle ilgili rahatsızlıklar, kadın üreme sistemi bozuklukları görülebilir. Güneş ışınlarına karşı hassasiyet vardır. Vücut enerjisini yitirir yorgunluk olur.

Oğlak burcundan gelen zıt etki ile iskelet sistemi, dizler ve deri hassasiyeti olur. Yengeçlerin bünyeleri kuvvetli değildir. Acı, ağrı, rahatsızlıklara dayanıksız olur, hastalığını çok büyütür, endişe ve evham yüzünden en ufak bir şeyi abartabilirler. Bakımı zor bir hasta olurlar.

Aslan Burcu : Kalp ve sırt bölgeleri hassastır. Kalp rahatsızlıkları, kalp romatizması, çarpıntı görülür. Kalp krizi riskleri oldukça fazladır. Dengeli bir yaşam, aşırı yorulmamak ve üzülmemek sağlıklı kalmaları için çok önemlidir. İleri yaşlarda kilo sorunları olur ki bu kalp krizi riskini artırır.

Sırt, adale ağrıları, omurga ve bel kemiği rahatsızlıkları olabilir. Moral bozukluğu sağlık direncini azaltır. Mikrobik hastalıklara meyil artar, ateş yükselir.

Kendilerine güvenmeleri ve etrafın beğenisini kazanma çabaları yüzünden cesurca davranışları kazaya uğramalarına, kırıklara sebep olabilir.

Kova burcundan zıt etki ile dolaşım sistemi rahatsızlıkları, bacak ağrıları, bacağın alt kısmında hassasiyet görülebilir.

Aslanların bünyeleri genellikle güçlü olur. Hastalandıkları zaman aşırı ilgi isterler. Rol yaparak durumlarını dramatik hale sokarlar. Güçlü bünyeleri sayesinde çabuk ayağa kalkarlar. Hastalıklara karşı çok dayanıklıdırlar.

Başak Burcu : Sindirim ve merkezi sinir sistemleri hassastır. Psikomatik hastalıklar görülür. Hastalık hastası olabilirler. Aşırı titizlikten dolayı sinirsel kökenli yaralar, tırnak iltihaplanması, çıbanlar gibi çeşitli rahatsızlıklara yakalanmaları mümkündür.

Bağırsak sorunları, kolit, karın zarı iltihabı, ayakları üşütünce mide yanması, hazımsızlık, gaz rahatsızlıkları olur.

Evhamlı oluşları ülsere neden olabilir, karasevda hastalığına da tutulmaları mümkündür. Balık burcundan aldıkları zıt etkiler sonucu ayakları oldukça hassas olur.

Başakların bünyesi kuvvetli değildir fakat sağlık kurallarına, temizlik ve beslenmelerine dikkat ettikleri için sağlıklı olurlar. Hastalık konusunda aşırı titizlenmeleri kendilerini sık sık hasta sanmalarına neden olur. Tedaviye, ilaçlara çok itina ederler. Başkalarına da öğüt verebilir.

Terazi Burcu : Böbrekler ve bel bölgesi en hassas kısımlardır. Sırtın alt tarafında adale, kemik ve sinir uçları ağrıları olur. Yorgunluk, ağır yük taşımak belde ağrı yapar. Siyatik ve bel fıtığına yol açabilir.

Nefrit, lumbago, soğuk algınlığı, bulaşıcı hastalıklara karşı dirençleri azdır. Şişmanlamamak için sık sık yapılan rejimler sağlıklarını bozar.

Zıt burç olan koçtan gelen sert etkilerle baş bölgesi, gözler hassas olur. Görme bozuklukları, gözde çeşitli rahatsızlıklar, kızarma, kanlanma, şişme gibi durumlar olabilir.

Terazilerin canları çok tatlıdır. Zor bir hasta olurlar Aşırı ilgi ve sevgi görmek, naz yapmak isterler. Aksı halde huysuz olurlar.

Akrep Burcu : Üreme ve genital organları hassas olur. Kasık ağrıları, mesane, idrar yolları, genital organlarla ilgili rahatsızlıklar görülmesi mümkündür.

Erkekte prostat, kadında rahim ve yumurtalık rahatsızlıkları olabilir. Kalın bağırsak sorunları, iltihaplanma, polip, fıtık, basur, cinsel

Salgı bezleri, üreme organları hastalıklarına meyil vardır. Aşırı hırslı oluşları sınır gerilimlerine yol açar. Sinir ve asabiyet görülebilir.

Boğa burcundan aldıkları zıt etki ile boğaz, koku ve tat alma organları da hassas olur.

Burçlar içinde en güçlü bünyeye sahip olanıdır. İradeleri ile hastalıklarla savaşırlar. Tedavi için gerekli her şeyi yapmaktan çekinmezler. Çabuk iyileşirler.

Aslında kan ve iğneden çok korkarlar. Ama acımasızca korkularının üzerine gidebilirler. Zayıf ve çaresiz görünmekten nefret ederler.

Yay Burcu : Karaciğerleri ve bacakların üst kısımları hassastır. Kalçalar ve uyluk bölgesi ile ilgili kilo sorunları olur.

Romatizma, siyatik, gut, kuyruk sokumu ağrıları çekebilirler. Dişlerle uğraşmaları gerekebilir. Diş eti rahatsızlıkları, kemik erimesi görülebilir.

Karaciğer hassasiyetinden kaynaklanan alerjiler, kansızlık, zafiyet olabilir. El ve ayaklar soğuk olur. İkizler burcundan aldıkları zıt etki ile sinir sistemleri zayıftır. Sinirsel kökenli rahatsızlıklar geçirebilirler. Ciğerler ve bronşlar da hassastır.

Bünyeleri güçlü değildir. Küçük hastalıkları bile önemli gibi abartabilirler. Ama iyimser oluşları sayesinde kendilerini bırakmazlar. Hasta oldukları zaman bile hareketliliklerini kaybetmezler. Her zaman kullanabilecekleri bir enerjileri vardır

Oğlak Burcu : Vücutlarının hassas kısımları kemikler ve deridir. İskelet sistemi, dişler, eklemler, diz kapağı ve çeşitli ortopedik sorunları olabilir. Romatizma ağrıları çekebilirler.

Deri hastalıkları, egzama, çıban, sivilce görülebilir. Aşırı sabır mide rahatsızlıklarına yol açar. Mide asidi çok salgılanır.

Yengeç burcundan gelen zıt etki mide ve sindirim sistemlerinin hassasiyetine sebep olur. Ağır canlı, sakin oluşları sinir sistemlerinin sağlam olmasını sağlar. Acılara çok dayanıklıdırlar. Başkalarının hemen şikayet ettikleri ağrılara onlar günlerce dayanırlar. Kimseye belli etmezler.

Kendilerine dikkat ederler. Hemen doktor ve ilaca sarılmazlar. Gerektiği zaman da tedaviyi disiplinli bir şekilde uygularlar. Etrafını rahatsız etmeyen bir hasta olurlar.

Kova Burcu : Adaleleri ve dolaşım sistemleri hassastır. Kan dolaşımı kan serumu ile ilgili sorunlar olur. Zehirlenme, yüksek ateş, kramplar, bacak damarlarında varis görülebilir.

Adale ağrıları, baldır, bilek, topuk kısımları rahatsız olabilir. Bilek burkulmaları olur. Dişlerde sorunlar çıkabilir.

Aslan burcundan aldıkları zıt etki ile kalpleri ve omurgaları hassas olur. Kovalar genellikle kendilerine iyi bakarlar. Sağlık konularına akıllıca yaklaşır, tıbbi gelişmeyi takip ederek sağlıklı kalmayı başarabilirler.

İdealleri, umut ve hedefleri düş kırıklığına uğrarsa sağlıkları bozulabilir. Ama akılcı yoldan kendilerine yeni bir yön çizerek çabuk toparlanırlar.

Balık Burcu : Ayakları ve sinir sistemleri oldukça hassastır. Psikomatik rahatsızlıklara meyilleri çoktur. Karamsar ve agresif oldukları zamanlarda içki, ilaç, uyuşturucu gibi maddelere meylederler. Fazla yemek yüzünden kilo sorunları olur.

Ayaklarını iyi korumalı, dar ayakkabılar giymemeli ve üşütmemelidirler. Gut, nasır, tırnak iltihapları, taban, ayak deformasyonu gibi sorunları olabilir. Vücutları su tutmağa çok müsaittir. Sulu şeylerden zehirlenme görülebilir. Mikrobik hastalıklara dirençleri azdır. Çabuk üşütebilir, mikrop kapabilirler. Lenf sistemleri de zayıftır. Başak burcundan gelen zıt etki ile bağırsakları ve sindirim sistemleri de hassas olur.

Hasta olunca güvenlerini kaybeder, evhamlı olurlar. Bu yüzden geçimsiz davranabilirler. Her şeyden bir mana çıkarır, hayal güçlerini olumsuz yönde çalıştırarak kendilerini mutsuz ederler.

Tüm Bedenimizin Ayaklarımızın Tabanında Bulunan Şifreleri .... Refleksoloji

turan

Bedenimizde bulunan her organın, iki ayağımızın tabanında şifre merkezleri vardır. Organlarımızdaki tıkanıklık, hastalıklara sebep olmaktadır. Ağrıyan yerlerimize uygulanacak en pratik şifa yöntemi, o organımızın ayak tabanındaki şifre merkezini bulup, buraya masaj uygulamaktır.

Çakıl Taşı Resimlerim ve Burç Taşları Hakkında Sorular, Görüşler, Öneriler, Yorumlar...

Sayın Turan Gökmenoğlu,

Ben mozaik sanatı ile amatörce ilgilenen bir meraklıyım. Bu ay içinde Kıbrıs'a taşınmak zorunda kaldım ve burada mozaik için önceden kullandığım cam yada havuz mozaiği gibi malzemeleri temin etmek çok zor ve aşırı masraflı.. Ben de çakıl taşları kullanmaya karar verdim ve buradaki bir mağazada Tayvan'dan getirtilen (sanırım işlem görmüş) çoğu aynı boyda ve bazıları parlak, bazıları mat çakıl taşları buldum.

Ancak bunların renk sıkıntısı var ve çokta kaliteli görünmüyorlar. Ayrıca mat olanlar çok fazla.

Ben de denizden taş toplasam diye düşündüm ama onlarda çok kötü kokuyor..

Son çare şehir dışından dağlık yerlerden bir şeyler toplarım diye düşündüm ama bu kez de nasıl parlak olacaklar?

Burada bir ressam bana çakıl taşlarından yaptığım mozaiği en son derzledikten sonra gemi verniği ile parlatabileceğimi söyledi.

Ama ben bir bilene danışmak istedim.. Mozaik çalışmayı asla bırakmak istemiyorum ve internetten size ulaştım.

Bana öneriniz ne olur? Beni bilgilendirir ve yönlendirirseniz çok mutlu olurum.

Saygılarımla, 30.09.2010
Özlem T.  

Özlem hanım, Deniz taşlarını tatlı suda yıkayıp kurutursanız, umarım kokusu gider. Ben böyle yapıyorum. Ama daha önemlisi tatlı su kenarlarından çakıl taşları bulabilirsiniz. Tüm çalışmanız bittikten sonra, sprey şeklindeki parlak vernik kullanabilirsiniz. Bu taşın gerçek rengine (tıpkı sudaki gibi) ulaşırsınız. Ben de bu yöntemi kullanıyorum.Başarılar dilerim. Yaptığınız çalışmaları paylaşırsanız mutlu olurum.İyi çalışmalar..

Turan Gökmenoğlu
Babakale, 01.10.2010


Turan bey merhaba,

Ben Safir tesbih ve bir arkadaşım Hacer-ül Esved (10 mm ) tesbihten istiyoruz.
Ayrıca bu taşların gerçekten işe yarayıp yaramadığı konusunda ofis arkadaşlarım arasında zıt görüşler var.
Onları ne şekilde ikna edebilirim?
Sanırım ikna olurlarsa sipariş sayısını artırabiliriz.
Saygılarımla.
Can Ş.G.

Can bey,
Safir tesbihin fiyatı 620 TL.
Lal taşı için 3 alternatif var. İlk ikisi arasındaki fark sadece 1 mm, üçüncüsü, ilk taşın köşeleri yontulmuş hali. Taşlara köşe verildiğinde, güneş ışığını ve şifa titreşimlerini çoğaltması. Her üç tesbihin imamesinin ucunda üçlü gümüş püskül, püskülün ucunda da üç adet 5 mm.lik lal taşı vardır...
72 Lal taşı tesbih 10 mm Şarabi 195 Yuvarlak
72b Lal taşı tesbih 9 mm Şarabi 180 Yuvarlak
125a Lal taşı tesbih şarabi 10 mm 295 Fasetalı
Kargo ücreti bize ait ve kendi yayınlarımızdan birer kitap hediye ediyoruz.
İnanmayanlar için yapacak bir şey yok. Bu tamamen tekamül işi. Sadece öğrenmek isteyenler olursa, sorularına yanıt verebilirim.
Büyük yaratıcı, sadece çakıl taşlarını kolayca yaratabilecekken, birbirinden farklı bir sürü minerali niçin yaratmış olabilir. Denizde tek balık, tek sebze, tek meyve, tek hayvan yaratabilirdi. Bu taşların renkleri, sertlik dereceleri, şifa etkileri, titreşimleri, bileşenleri farklı farklı. En basit olarak, pozitif enerji yüklüler ve dokunduğunuz zaman pozitif enerjiyi titreşim yolu ile verirler.
Kristaller bilimin ışığında canlı kabul edilir. Hem büyürler, hem enerji üretirler. Ürettikleri enerji teknoloji aletleri ile ölçülebildiği gibi, bazı insanlar bunu dokunarak kendileri de ölçebiliyor.
En iyi ikna yolu, alıp kullanmaktır. Hiç bir yan etkisi yoktur.
Nazar taşları, negatif enerjiyi kendi üstlerine çekerek sahibini korur. Bunun için bazen kendilerini kırarlar. Tıpkı sigorta gibi. Sigorta atar ve devreyi yanmaktan kurtarır.
Selam ve sevgilerimle.

Turan Gökmenoğlu
İstanbul, 23.03.2011

Not: Satın almaya karar verirseniz, bedelini hesabımıza yatırıp, adres ve telefonunuzu ileti ile bildirmeniz gerekiyor. Kargo ertesi günü elinize ulaşıyor.

Tirebolu'ya Yolculuk...

İki yıl öce eylül sonunda Tirebolu'ya kadar geldim. O yaz Köyceğiz'den sahil boyunca tüm Ege'yi, eşimle birlikte aracımızla Çanakkale'ye kadar kat ettik. Lapseki'den Gelibolu'ya araba vapuru ile geçtik. Ege'nin üzerimize sinen tatlı esintisini Marmara'nın Turkuvaz maviliğine çaldık.

Tekirdağ sahillerinden İstanbul'daki evimize geldiğimizde hiç bir yorgunluk hissetmedik. Bir kaç gün çocuklarımızla beraber olup ata topraklarımızın büyülü dünyasına yeni bir yolculuğa çıktık. Bolu dağının sisine karıştık. Karabük'te kömüre ve ise bulandık. Kastamonu'nun etli pidesini yedik, görkemli kalesini aştık. Boyabat'ta kiremit fabrikalarını dolanıp Karadeniz'in göz bebeği, güzeller güzeli Sinop'umuza kavuştuk.

Meşhur revani tatlısını alıp, önce annemin ellerini öptük. Hayır dualarını aldık. Kardeşlerim, hısım akraba ve arkadaşlarımızla görüştük. Ağabeyimin kendi elleriyle tuttuğu palamutları yedik. Olmazsa olmaz doğduğumuz topraklara, Ayancık'a geldik. Panayırı gezdik. Kestane ve kuyu kebabından yedik. Özlediğimiz iyot kokusunu içimize çekip düştük yollara.

Gençlik yıllarımda Samsun'a kadar gitmiş, daha ilerisini görmemiştim. Sahil boyu ilk kez gördüğüm köy, kasaba ve şehirlerin hiç birine yabancılık duymadım. Sanki görüp bildiğim yerlerdi. Ya Ayancık'a, ya da Sinop'a benziyordu her biri. Ünye, Fatsa en beğendiklerim arasında. Ordu'yu, Giresun'u geçip, sarp yollara sardık. Öyle bir yağmura yakalandık ki, sanki tufanın bir öncesi. Göz gözü görmüyor, silecekler yağmurun hızına yetişemiyor.

Aracımızı yolun kenarına çekeceğiz, neresi yol, neresi uçurum bilemedik. O sırada önümüze bir tünel çıktı. Tünelin çıkışına çekeriz arabamızı diye rahatlayarak ilerledik. Tünelin öbür ucu günlük güneşlik. Ne bulut var, ne bir damla yağmur. Karadeniz uçsuz bucaksız dünya, her damlada sizi ayrı bir sürpriz bekler. Hafif çiseleyen bir yağmurla Tirebolu'ya ulaştık. Gelin arabası olduk. Yeğenim Leyla ile Engin'in düğününü yaptık. Yaylaları köyleri gezdik. ''Cennetin bir ucu Sinop'taydı biliyorum. Her halde diğer ucu da Tirebolu'ya bakıyor. Karadeniz boylu boyunca büyülü bir dünya. Akdeniz'den Doğu Karadeniz'e tüm güzellikleri gözlerimize ve yüreğimize resmettik. Varsa cennet işte tam burası.

Ozan dostum Zeki Ergin'in doğduğu topraklara, Görele’ye kadar gitmeye fırsatımız olmadı. Görele'yi görmeyi ikinci bir Karadeniz gezisine erteledik. Güzel anılarla tekrar Sinop'a aile ocağına döndük. Karadeniz'in tadı tuzu damağımızda kaldı...

Turan Gökmenoğlu
Kadıköy, 08.10.2007