Yazılarım 1...

turan

Ayancık Uçağının Öyküsü

  İstikbalin ve ülke savunmasının, güçlü bir hava gücü ile yapılabileceğine inanan Atatürk’ün emriyle, 16 Şubat 1924’de  ‘’Türk Tayyare Cemiyeti’’ kuruldu.

1925-1934 yılları arasında, hava gücümüzün desteklenmesi amacıyla, Türk Tayyare Cemiyeti tarafından, ülke genelinde bir bağış kampanyası düzenlendi. On yılda elli milyon lira bağış toplanarak, ‘’Türk Silahlı Kuvvetleri’’ne 351 uçak satın alınarak bağışlandı.

Bağışlarla alınan ilk uçak, İtalya’dan 25 Mayıs 1925’de, deniz yolu ile İstanbul’a getirilen ANSALDO A-300.4’dür. 5 Haziran 1925’de uçar duruma getirildi. Türk pilot Vecihi Hürkuş ve İtalyan Lovadina tarafından Ankara’ya uçuruldu. Uçağa ‘’CEYHAN’’ adı verildi.

İtalya’dan alınan bu ilk uçağın motoru sık sık arızalandığı için, bu defa Avrupa’nın en beğenilen ve ihraç edilen Fransız uçağı olan BREGUET BRE.19.7 modeli seçildi.Pilotlarımız bu uçaktan çok memnun kaldı. Bağışlarla alınan uçakların tümü, bu modelin keşif ve bombardıman uçaklarıdır. Bunlardan bazıları; İnegöl, Görele, Tarsus, Alaçam, Samsun, İstanbul Küçükpazar, Üsküdar, Beyoğlu, Eminönü, İskilip ve Köylüleri ve Safranbolu’dur. Son parti Bre.19.7.B2 model, 650 HP gücünde, 12 silindirli Hispano-Suiza 12 Eb sıra motorla donatılan bu uçaklar, 1934’de hizmete girerek, Eskişehir’de konuşlandırıldı.  

turan
Ayancık uçağı 30 Ağustos 1934 Zafer Bayramı'nda, tarihi Halkevi'nin üstünde Ayancık halkını selamlıyor.(sağ üst köşede)

Türk Tayyare Cemiyeti Ayancık Şubesi yetkililerinin yoğun çabası ve Ayancık halkının fedakarlığı sonucu toplanan bağışlarla 1933 yılında ilk ''AYANCIK'' uçağı satın alınmış, 30 Ağustos ve 29 Ekim 1933 tarihlerinde gerek hava muhalefeti, gerekse Ayancık ve Sinop'ta uçakların havalanabileceği uygun alan bulunamadığı için ad verme töreni yapılamamıştır. Ayancık halkının büyük fedakarlığı ile 1934 yılında toplanan bağışlarla ikinci ‘’Ayancık’’ uçağı satın alınarak Türk Tayyare Cemiyeti'ne armağan edilmiştir.

Bunun üzerine Sinop'ta uçakların ineceği uygun bir düzlük aranmış ve şu anda Sinop Hava Alanı'nın bulunduğu düzlük tören için hazırlanmıştır.

Milli konuların tümünde olduğu gibi, 1925-1935 yılları arasında on yıl süren bu bağış kampanyasına da Ayancık halkı ile birlikte Sinop, Boyabat ve Gerze halkı da ön saflarda katılmıştır. Ayancık halkının bağışları ile alınan uçakların ikisine ‘’Ayancık’’ adı verildi. Diğer uçaklara da, kampanyaya katılan diğer şehir ve kasabaların adları verildi.

30 Ağustos 1934 yılında kutlanan ‘’Zafer ve Tayyare Bayramı’’nda, bu uçaklar için isim koyma töreni düzenlendi. Bu törende uçaklara isimleri verilen onüç bağışçı şehrimiz şunlardır:

Bafra, Bartın, Zonguldak, Karadeniz Ereğlisi, Akdağ Madeni, Ayancık, Bolvadin, Çarşamba, Orhangazi, İstanbul Kadıköy, Kartal, Beykoz ve Alpullu’dur.

Bayram günü ad konma töreni Sinop’ta yapılan Ayancık, Bafra ve Çarşamba uçaklarının isim örtülerinin kaldırılması sırasında büyük heyecanlar yaşandı. Türk Tayyare Cemiyeti Ayancık Şubesi yetkililerinin de hazır bulunduğu törende, ‘’Ayancık’’ uçağının üstündeki örtünün kaldırılması için Sinop tüccarlarından Hacı Ömerzade İzzet Bey tarafından 30 lira bağışlanarak, açılış kurdelesi Sinop Valisi Abdülhak Bey tarafından kesildi.

turan
Ayancık Uçağı'nın açılış kurdelesini kesen Abdülhak Savaş 1933 - 1935 yılları Sinop Valisi

Sinop’ta yapılan ad koyma töreninin ardından havalanan ‘’Ayancık’’ uçağı, Halkevi önünde toplanarak bayramı kutlamakta olan Ayancık halkını selamlayarak, kasaba semalarında bir süre gösteri uçuşu yaptı. Üzerinde çeşitli teşekkür mesajları yazan renkli kağıtlar attı.

turan

30 Ağustos 1934 günü Sinop'ta yapılan açılış töreninde Ayancık Uçağı.

Sonraki yıllarda da, bayram törenlerine katılan ‘’Ayancık’’ uçağı, Ayancık halkını bayramlama geleneğini sürdürdü.

Uzun yıllar hava kuvvetlerimize hizmet veren bu uçaklar, 1937-40 arası Westland Lysander ile değiştirilerek tarih sahnelerinden çekilerek, müzelerdeki yerlerini aldılar.

turan

30 Ağustos 1934 günü Sinop'ta yapılan açılış töreninde Ayancık, Bafra ve Çarşamba Uçakları

turan

30 Ağustos 1934 günü Sinop'ta yapılan açılış töreninde Ayancık, Bafra ve Çarşamba Uçakları, Vali beyin konuşması, Ayancık Uçağı'nın örtüsünün açılması ve kalabalık Sinop halkı.


1935’de kongre kararı ile cemiyetin adı ‘’Türk Hava Kurumu’’ THK olarak değiştirildi.

Ayancık halkının vefa örneğinin bir simgesi olan ‘’AYANCIK’’ uçağının kardeşlerinden biri günümüzde Yeşilköy’deki ‘’Havacılık Müzesi’nde sergilenmektedir.

Resimleri, başarı ve anıları bizimle birlikte sonsuza değin yaşamayı sürdürecek...

Turan Gökmenoğlu

turan

Türk halkının bağışları ile alınan uçakların hikayesi, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kitaba dönüştürüldü. Kitaba ''Gönüllerden Göklere'' adı verildi.

Gönüllerden Göklere Yükselen Ayancık Savaş Uçakları

Bütün öykü, ben daha çok küçük bir çocukken başladı. Ondört yaşlarımda, orta okul eğitimimi bitirince, aileme katkıda bulunmak için çalışmaya başladım. Çalışmak için seçtiğim yer, Ayancık Gazetesi ve Matbaası idi. Bu seçimde ilkokul beşinci sınıftan beri yazmaya başladığım ve bu şiirlerden bazılarının Ayancık Gazetesi'nde yayınlanmaya başlamasının önemi büyük. Gazetenin arka sayfasında ''Matbaada çalışacak çırak aranıyor'' ilanı vardı.

Gazetenin matbaa binası Şadırvan Meydanı'nda idi. Dr. Haşim Örnek'in Yazıhanesi ile aynı kapıdan giriliyordu ve üst katında bir arkadaşım oturuyordu. Kemal ustaya çırak olarak çalışmak istediğimi söyledim. Beni Bahattin Karakaş ile görüşmem için, Belediye Meydanı'ndaki Okullar Pazarı kitapçı dükkanına gönderdi. Rahmetli Bahattin Ağabey'in gülümseyen yüzü gözlerimin önünde ve şevkatli yumuşacık sesi hala kulağımda.

Beni yetişkin biri gibi karşıladı, karşısına oturttu. Niçin liseye devam etmediğimi sordu, hem çay içtik, hem de sohbet ettik. Yirmi lira maaşla işe alındım.

İşe başladığım gün Kemal usta elime kumpası tutuşturdu ve bana gazetenin yazılarını kurşun harflerle dizmesini öğretti. Şadırvan Meydanı'ndaki çalışmamız altı ayı bulmadan matbaayı Bahattin Ağabey'in Fabrika Caddesi'ndeki evinin alt katına taşıdık. Önce kartvizit dizmesini öğrenmek için, ardında giyotini (kağıt kesme makinası) ve baskı makinasını çalıştırmak için, pazar günleri bile ücretsiz işe gelmeye başladım. Kurşun harflere, matbaa boyası kokusuna ve kağıt tozuna sevdalanışım işte böyle çocuk yaşımda, Ayancık Gazetesi ve Matbaası'nda başladı. Yine aynı sevda, araştırma yapma ve yazı yazma isteğimi de kamçıladı.

Kemal usta, bir kaç ay içinde işi bırakıp İstanbul'a çalışmaya gitti. Ben çırakla kalfa arasındaki geçişi sağlamaya çalışırken, tüm gazete ve matbaanın idaresi üstüme kaldı. Matbaacılığı kendi kendime öğrendim ve kendi yöntemlerimi kendim buldum. Artık tüm zamanım matbaada geçmeye başlamıştı. Matbaa ile evimizin arası da yirmi metre var yok. Elektrikler kesildiğinde sokağa çıkıp birini bulup getiriyorum. Baskı makinası hem elektrikle, hem de ayakla çalışıyor. O zaman bir yardımcıya ihtiyacım oluyor.

Boş zamanlarımı (aslında hiç yoktu) Ayancık Gazetesi'nin eski sayılarını okuyarak, arşivini ve eski fotoğrafları karıştırarak değerlendirdim. Tek başıma bu işi başaracağıma inanınca, hem çalışıp hem okumaya karar verdim. Ailem de, Bahattin Ağabey de bu konuda beni destekledi. Gece gündüz çalışarak hem gazeteyi basmayı sürdürdüm, hem de Ayancık Lisesi'nde okumaya başladım.

Haftada iki kez perşembe ve cuma akşamları Fabrika Sineması'nın çay ocağında İlyas Amca'nın (Aşkın) yanında çalışmaya başladım. Düğün törenleri olduğunda bu defa hafta sonları da çalışıyorduk.

Eski fotoğraflar arasında Ayancık'ta bir bayram töreni resmi ilgimi çekti. Eski Halkevi'nin arkasındaki (deniz tarafında) futbol sahasında 30 Ağustos 1934 yılında çekilmiş bir resim. Fotoğrafın sağ üst köşesinde küçük bir uçağın kanat ucu görünüyor. Ben bu büyülü küçük kanadın izini tam kırk yıl, bıkıp usanmadan sürdüm.

Ayancık Uçağı'nın kanadının ucunu gösteren bu resmi ilk kez 1989 yılında ''Ayancık Rehberi'' kitabımın 50. sayfasında yayınladım. Ayancık'ta yaşayan yaşlı insanları soruşturdum, bilgi, belge ve kaynakları araştırdım, defalarca Türk Hava Kurumu'na yazı yazdım. Derler ya ''ölüsü veya dirisi'' geriye ne kalmışsa bulup resimlerini çekmek istedim. Kanadından bir parça, bir somun, bir vida, eski bir resim, bir kaç satır yazı aradım durdum.

2003 yılında Ankara'da görev yapan bir arkadaşla tanıştım. Ankara'ya döndüğünde Türk Kuşu Dergisi'nin 1933-1935 yıllarına ait arşivini incelemesini, Ayancık Uçağı ile ilgili belgenin bu dergide olabileceğini söyledim. Bu arkadaş bir ay sonra bana iki sayfalık bir fotokopi getirdi. Yıllardır izini sürdüğüm ve kanadının ucundan başka hiç bir yerini görmediğim ''Ayancık Uçağı''nın resmi ve hikayesi, bu iki sayfanın içine sığıvermişti.

Yanılmıyorsam 2004 yılında Ayancık Belediye'sinden bir telefon geldi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, tüm il ve ilçelere bir yazı göndererek, 1925-1935 yılları arasında alınan 351 bağış uçak ile ilgili bilgi ve belge araştırmasına girmiş. Yazıyı istedim, bana faksla yolladılar.

Elimdeki bilgi ve resimleri ''Ayancık Uçağı'nın Öyküsü'' adlı bir yazı olarak Ayancık Belediyesi'ne gönderdim. Onlar da Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na ulaştırdılar.

2005 yılında Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı 1925-1935 yılları arasında on yıl içinde fakir Türk halkından toplanan elli milyon lira ile alınan ve bağışçı şehirlerin ve bağışçıların adının verildiği 351 adet ''Bağış Uçağı'nın hikayesinin yer aldığı ''Gönüllerden Göklere'' adlı bir kitap yayınladı.

Kitabın kapak resmini ve içeriğini öğrendiğim halde, kitabı edinmem mümkün olmadı. Mektup ve elektronik posta ile çeşitli yerlere baş vurduğum halde, kitabı edinemedim. Tam altı yıl sonra, çok yakın bir dostum bu kitaba ulaştı ve bana gönderdi. Kırk yıl süren bu gönül hikayesi şimdi avuçlarımın içinde.

2004 yılında Ayancık Belediyesi kanalı ile gönderdiğim ''Ayancık Uçağı'nın Öyküsü'' adlı yazım ve resimler kitapta aynen yayınlanmış. Keşke bu güzel vefa örneğinin bir benzeri daha yapılsaydı ve bu kitabın oluşmasına katkıda bulunanların adları da kitabın arka sayfalarının birinde yayınlansaydı. Benim ellidört yıllık hayatımın tam kırk yılını alan bu araştırmam biraz daha göğsümü kabartsaydı.

Ben görevimi yaptım sevgili Ayancık'lı Sinop'lu hemşehrilerim. Şimdi sıra sizde. Haydi görev başına.

1925-1935 yılları arasında Türk Hava Kuvvetleri'ne kazandırılan ikiyüz elli bağış uçak arasında Bir tane de ''Boyabat'' uçağı var. Ben inanıyorum ki, Sinop ve Gerze uçağı da vardır. Eski bilgi, belge, döküman, kayıt ve fotoğraf ne varsa araştıralım. Ayancık'ın bu iki yüz akı hepimize yeter ama, Milli mücadelede Kastamonu, Antalya ve Konya'nın ardından en çok şehit veren dördüncü yurt köşesi olan Ayancık'ın ardından Sinop, Boyabat ve Gerze ilçelerimiz geliyor. Bu bağış yarışında da Ayancık'ın izinden mutlaka gitmişlerdir. Ben buna tüm kalbimle inanıyorum. Araştırıp bulalım ve bu gurur tablosunda yerimizi alalım.

Sevgi ve saygılarımla...

Turan Gökmenoğlu
İstanbul, 25.03.2011



Boyabat'lı Tayyareci Nuri Bey

turan

İlk hava şehitlerimizden ve ilk askeri pilotlarımızdan olan Tayyareci Nuri Bey, Boyabat doğumludur. 1914 yılında yapılan ilk uzak mesafe uçuşu sırasında şehit düşmüştür.

Tayyareci Nuri Bey (1890 - 1914),

İlk Türk pilotlarımızdandır.

1890 yılında Boyabat'ta doğdu. Babası Boyabat'ın Kurusaray köyünden Osman Efendi, annesi Okçumehmetli köyünden Seher Hanım'dır.

Nuri Bey, 1911 yılında teğmen olarak topçu okulundan mezun olmuştur. 1912 yılının mayıs-haziran aylarında eğitim görmek için Fransa’ya gönderilmiş, pilot olarak yurda dönmüştür. Bröve tarihi 22 Haziran 1912’dir.Ayrıca, Türkiye'de ilk kez 1600 metreye yükselmiş ve 240 km. hava yolculuğunu kesintisiz gerçekleştirmiş hava subayıdır. Balkan Savaşları'na da katılmıştır.

Nuri Bey’in annesi Seher Hanım tarafından yazılmıştır.

Gelmedin

Telli turna gibi çıktın yuvadan
Dedim sakla kötü gözden ey yaradan
Aylar geçti yıllar geçti aradan
Hep gidenler geldi Nuri'm gelmedin

Sorarım her sabah yüce dağlara
Bakarım ağlarım hep sağa sola
Hasretle analar hep karalar bağlaya
Hep gidenler geldi Nuri'm gelmedin
Bir haber okuyla sinem delmedin

8 Şubat 1914 günü Fethi ve Sadık Beyler Bleriot XI tipindeki Muavenet-i Milliye, Nuri ve İsmail Hakkı Beyler ise Deperdussin tipindeki Prens Celaleddin uçağıyla yolculuğa başladılar.

Birlikte yapılması düşünülen uçuşta daha en baştan yaşanan sorunlar nedeniyle iki uçak ayrı ayrı uçmak zorunda kaldı. Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin uçağı yaşadığı sorunlar nedeniyle Fethi ve Sadık Beylerin uçağına göre geride kaldı. Göreceli olarak daha az sorun yaşayan Fethi ve Sadık Beyler Şam’a kadar ulaşabildiler. Ne yazık ki uçakları Golan Tepelerini geçtikten sonra Taberiye Gölü yakınlarında düştü. Kazada Fethi ve Sadık Beyler şehit oldular. Kazanın nedeni yüksek türbülans nedeniyle kanat-gövde bağlantısının kırılması olarak düşünülmekteyse de bu görüş hiç bir zaman kanıtlanamamıştır.

Nuri ve İsmail Hakkı Beyler Şam’a ulaştıklarında arkadaşlarının cenazeleriyle karşılaştılar. Yüz bini aşkın kişinin katıldığı cenaze töreninin ardından Nuri ve İsmail Hakkı Beyler artık bitirilmesi daha da önem kazanan yolculuğu tamamlamak üzere havalandılar. Ancak onların da uçakları Yafa yakınlarında ters rüzgar nedeniyle denize düştü. İsmail Hakkı Bey kurtarıldıysa da Nuri Bey şehit düştü. Fethi, Sadık ve Nuri Beyler ilk hava şehitlerimiz olarak tarihe geçtiler. Bugün Şam’da bulunan Emeviye Camiinin avlusunda yatmaktadırlar.  

 
Tayyareci Nuri Bey, 1914 İstanbul-İskenderiye hava seferi sırasında Şubat 1914’de Halep’te bu fotoğrafın çekilmesinden kısa bir süre sonra, 11 Mart 1914’de Yafa’da düşerek hayatını kaybedince adı ilk hava şehitlerimiz arasına yazıldı.

Ayancık'lı Şehit Üsteğmen Yunus Çelem

turan
Şehit Üsteğmen Yunus Çelem, 1931 yılında Ayancık'ta doğdu. İlk, orta ve liseyi değişik yerlerde bitirdi. 1951 yılında girdiği Hava Harp Okulundan 1953 te asteğmen olarak mezun oldu. 1954 de teğmen, 1956 da üsteğmenliğe yükseldi. 1953-54 Amerika'da, 1954-55 Hava Okullar Komutanlığında, 1955-59 tarihleri arasında 4. Hava Üs Komutanlığında görevlendirilmiş idi. Son görev yeri olan 4. Hava Üs Komutanlığının 30 Ağustos Zafer Bayramı geçiş töreni esnasında kullandığı F-86 E tipi uçağının bir başka uçakla Ankara civarında çarpışması sonucu şehit olmuştur.

Turan Gökmenoğlu, Sinop ve İlçeleri Ayancık Rehberi, İstanbul, 1989, Usta Matbaacı Yayınları, Sayfa 50
Turan Gökmenoğlu, www.burctaslari.com/yazilarim1.htm
Türkkuşu Dergisi, 1934-35 ciltleri
www.hvkk.tsk.mil.tr
www.tayyareci.com


  • Ayancık Festivali ve gece İskele Meydanı...

    • Her hakkı saklıdır 2010
    • İletişim, sipariş, dilek, öneri ve danışma hattı; 0532 243 32 71