Türkülerimiz...

Ayancık Türküleri

Ayancık Eymeleri(*) 

Ayancık eymeleri 
Beyenmem deymeleri
Yarim yelek diktirmiş
Ben olsam düğmeleri

Ak yemiş kara yemiş
Dalları yere deymiş
Güvey namaz kılarken
Gelin tavuğu yemiş

Bileğimde boncuklar
Nazaradır nazara
İkimizi koysunlar
Bir daracık mezara 

Ak yemiş kara yemiş
Dalları yere deymiş
Güvey namaz kılarken
Gelin tavuğu yemiş 

Kaynak kişi: Turan Gökmenoğlu
(*) Eyme = Genç, yeni yetişen, 
delikanlı, toy, bıyıkları yeni 
terlemiş 


Ayancık Lisesi Folklör Ekibi, bayram kutlamalarında Karasu'da Pazar Var Karasu'da pazar var Nazmiyemde nazar var Çok sallanma Nazmiyem Senden daha güzel var Trenden mi indiniz Vapura mı bindiniz Birik birik baş olmaz Cümleden hoş geldiniz Ketene bürünürsün Ne güzel süzülürsün Göz açtım seni gördüm Sen kime görünürsün(*) (*) Son kıtanın sözleri Turan Gökmenoğlu'na ait Kaynak kişi: Turan Gökmenoğlu Karasu'da Pazar Var türkünü dinlemek için tıklayınız. Muhtar Kaştan Aşıyor Muhtar kaştan aşıyor Kumlara karışıyor Hastan bir muhtar gibi Her işe karışıyor Ayancık efeleri Kız salla küpeleri Bu türküyü çıkaran Ayancık efeleri Muhtarın evi alçak Çamura mı batacak Söylen deyyus muhtara Kızı kime satacak Ayancık efeleri Kız salla küpeleri Bu türküyü çıkaran Ayancık efeleri Ayancık’ın çamuru Gün doğmadan yarılır Ayancık’ın kızları Jandarmaya sarılır Ayancık efeleri Kız salla küpeleri Bu türküyü çıkaran Ayancık efeleri Kaynak kişi: Turan Gökmenoğlu Ayandon’dan Ay Doğdu Ayandon’dan ay doğdu Ben sandım sabah oldu İstifan’ın önünde Oğlum Sabri kayboldu Denizde kum kaynıyor Sabri’m yelken bağlıyor Oturmuş güverteye Ayşe'm diye ağlıyor Beklerim gelir diye Dalgalar erir diye Güneş doğdu gün battı Nerdesin yavrum yine(*) (*) Son kıtanın sözleri Turan Gökmenoğlu'na ait Kaynak kişi: Turan Gökmenoğlu Çimenci’de Ak Taşlar Çimenci’de ak taşlar Ak değil kara taşlar Ben tutuldum sevdaya Siz tutulman kardaşlar Çimenci başı burun Durun kardaşlar durun Ben çıkrıktan geçince Beni o zaman vurun Çimenci’nin dağları Potinimin bağları Deniz dalgası gibi Emine’min şalvarı Çimenci’nin taşları Alçak geçer kuşları Yaktı beni kül etti Emine’min saçları Çimenci’de durulmaz Böyle yiğit vurulmaz A kız zilli Emine Böyle koca bulunmaz Sadık beyin deymeni Döne döne un eler Emine’min sevdası Beni yakar kül eder Osman’ın salı çamdan Kaldır perdeyi camdan At satılmış kurşunu Ben de bıktım bu candan Kaynak kişi: Yavuz Yılmaz Derleyen : Turan Gökmenoğlu

Çimenci'de Ak Taşlar türkünü dinlemek için tıklayınız. Kuş Misali   Doğduğum köy uzaklarda Arada sırada bir haber gelir Unutuldum buralarda Çocukluk günlerim aklıma gelir Çay kenarında tuttuğum mercan Yağmurlu gecelerde bıldırcın sesi Gurbet akşamlarında aklımda her an Nasıl da özledim memleketimi Düşüyorum kuş misali bu gece yollara Yıllarca hasret kaldım canım yurduma Söz : Turan Gökmenoğlu Beste : Erhan Güleryüz

Boyabat Türküleri

Derelerde Kuşburnu

Derelerde guşburnu
Guşburnunu guş yer mi
Beşyüz liralık gelin
Gaynanaya hoş der mi

Gelin ayağın gara
Gaynatan da çok para
Olmuş ne faydası var
Alıvermez gundura

Boralıyım boralı
Beni vuran buralı
Beş yıldır yanıyorum
Ben bir bahtı garalı

Derleyen ve Notaya Alan : 
Yücel Paşmakçı
Kaynak Kişi : Neriman Gürpınar
TRT Repertuar No. : 01238

Tabaklı’nın Deresi 

Tabaklı’nın deresi de
Boyabat yolu neresi 
Doktor gelmiş sarıyor da
Sade kurşun yaresi

Ninani nininay ninayi nininay 
Nininayı nininayı ninay nay

Muhlise elin hamur da
Kalk da çobana sarıl 
Sana sarılan çoban da
Dinsiz imansız gavur

Ninani nininay ninayi nininay 
Nininayı nininayı ninay nay

Tabaklı’nın kayası da
Cayır cayır yanası
Oturmuş da ağlıyor da
Muhlise’nin anası

Ninani nininay ninayi nininay 
Nininayı nininayı ninay nay

Çay aşağı çay taşlar da
Gözümden akan yaşlar
Ben sevdaya tutuldum da
Siz tutulman gardaşlar

Ninani nininay ninayi nininay 
Nininayı nininayı ninay nay

Kaynak kişi: Mustafa Önen
Derleyen: Muzaffer Sarısözen
TRT Repertuar No. : 00765

Bük Dibinde Yatarım 

Bük dibinde yatarım 
Beşli martın atarım 
Ayşe benim olursa 
Malakları satarım

Ayşem öldürdün beni 
Bir tomurcuk gül idim 
Soldurdun beni 

Ayşem Ayşem hoplayıver 
Şalvarını tolpayıver
Mahkemeye varınca 
Kimim kimsem yok deyiver 

Ayşem öldürdün beni 
Bir tomurcuk gül idim 
Soldurdun beni 

Derleyen : Rüştü Şardağ

Enteri Aldım Kırkbeşe

Enteri aldım kırkbeşe
Yudum serdim güneşe
Senin yarin gül ise
Benimki de menevşe

Nanniniya niniya
Nanniniya niniya
Nanniniya niniya
Nanniniya niniya

Sarı kabak kökeni
Ele batar dikeni
Allahım sen kavuştur
Hasiretlik çekeni

Nanniniya niniya

Kaynak kişi : Ziya Oruçoğlu

Arabayı Koşalım

Arabayı koşalım
Boyabat’ı aşalım
Sen yağmur ol, ben bulut
Yağarken kavuşalım

Aman yallah cimdallı
Kızlar giyer bindallı
O bindallı üstünde
Kırmızı kemer olmalı

Elmayı sekiz dildim
Çamura düştü sildim
Yar kıymeti bilmezdim
Ayrı düştüm de bildim

Aman yallah cimdallı
Kızlar giyer bindallı
O bindallı üstünde
Kırmızı kemer olmalı

Lema

Boyabat’ın pirinci
Dökülür inci inci
Benim bir sevdiğim var
Boyabat’ta birinci

Alını da giyer allanır
Şalını da giyer sallanır
Görmeye fidan boyu var
Sarmaya ince beli var

Şu Kertil’i aşalım
Çamlık’ta buluşalım
Bekir Paşa suyunda
Mehtap’ta konuşalım

Alını da giyer allanır
Şalını da giyer sallanır
Görmeye fidan boyu var
Sarmaya ince beli var

Türkülerimizin Öyküleri :

Çimenci’de Ak Taşlar

Ayancık’ın Tarakçı köyünde bir türkü söylenir hazin hazin. Çimenci lakaplı biri aşık yaşarmış bu köyde. Çeyrek asır önce ayrılmış aramızdan. Bizlere de hazin bir öykü bırakmış. Çimenci’nin bir sevgilisi varmış. Emine’ymiş adı. Güzel mi güzel, tatlı mı tatlı. Çimenci tutulmuş Emine’ye, ama nasıl. Sever, yanar, söyler ama ne çare. Bu iki delice sevdalı kavuşamaz birbirine. Sevda öyle güçlü, kavuşmak öylesine imkansızmış ki, dere şırıltısını inlemeye, bülbül şakımasını ağlamaya, çiçek açmasını solmaya çevirmiş. Gökyüzü aylardır ağlamış, güneş aylardır saklamış ışınlarını, ekinler boyunlarını bükmüş, menekşeleri sel almış. Çimenci öylesine tutulmuş ki sevdaya, düşman başına vermesin der gibi mısraları.

Çimenci’de ak taşlar
Ak değil kara taşlar
Ben tutuldum sevdaya
Siz tutulman kardaşlar

Babası vermez ya Emine’yi Çimenci’ye, o da kolay kolay vaz geçmez bu sevdadan. Emine’nin ailesi –ya da başka bir sevdalısı- bir kiralık katil takar Çimenci’nin peşine. Vur, öldür ki vazgeçsin bu sevdadan der gibi. Çimenci ölmekten korkmaz ama, bir tenhada kurda, kuşa yem olmak da istemez. Bir yalvarış, bir medet umuş çöker mısralarına.

Çimenci başı burun
Durun kardaşlar durun
Ben çıkrıktan geçince
Beni o zaman vurun

Anlaşılan Çimenci, evlenip bir yuva kurmak için çabalıyor var gücüyle. Hasımlarından daha fazla kaçamıyacağını anlıyor. Ama Emine’sine kavuşmadan ölüp gitmek de istemiyor. Ölüm kaçınılmaz olduğunda, kendi çıkrığının dibinde, kendi köyünde, kendi toprağında razı olur vurulmaya. Fakat Emine’nin salına salına yürürken dalgalanan şalvarı ve rüzgara savrulan dalgalı saçları, bir başka tutuşturur Çimenci’nin gönlünü. Kara sevda gönüllerde, senelerce sürer gider. Her saniye Emine’si gelir aklına.

Çimenci’nin dağları
Potinimin bağları
Deniz dalgası gibi
Emine’min şalvarı

Çimenci, dağlara çıkıp, kurtlarla, kuşlarla arkadaş olmuştur artık. Kim bilir belki de kuşlar ona Emine’nin sesini, rüzgar da Emine’nin kokusunu, nefesini getiriyordur, bilinmez.

Çimenci’nin taşları
Alçak geçer kuşları
Yaktı beni kül etti
Emine’min saçları

Bir gün Emine verilir bir başka yiğide, daha varlıklı diye. Artık, Çimenci’nin aşkı siteme dönüşür mısralarında. Bir yandan da kendisi için tutulan kiralık katile seslenir.

Çimenci’de durulmaz
Böyle yiğit vurulmaz
A kız zilli Emine
Böyle koca bulunmaz

Türkünün sonunda iki kişi daha karışır öykümüze. Bunlardan biri, Emine’nin kocası Değirmenci Sadık, diğeri de Çimenci’yi vurmak için tutulan kiralık katil Osman. Bize anlatılan öykü, söylenen türkü bu kadar. Bizim başkaca bir sözümüz yoktur, bilinenden, duyulandan başka.

Sadık beyin deymeni
Döne döne un eler
Emine’min sevdası
Beni yakar kül eder

Ve Çimenci, bir gece köyüne gelip evine giderken, yol kenarında bir tümseğin arkasından atılan satılmış bir kurşunla ölür. Ardından gözyaşı, hatıraları ve türküleri kalıyor bizlere. İçli içli, yanık yanık.

Osman’ın salı çamdan
Kaldır perdeyi camdan
At satılmış kurşunu
Ben de bıktım bu candan

Çimenci’ye rahmet dileğiyle noktalıyoruz öykümüzü. Diliyoruz, seven sevdiğine kavuşsun.

Öykü : Turan Gökmenoğlu

Sinop Türküleri

Geçmiyor Günler Geçmiyor

Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor

Avluda volta vururum
Kah düşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor

Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynada hayalim ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor

Dışarda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor

Yanımda yatan yabancı
Her sözü zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor

Söz : Sabahattin Ali
Hapishane Şarkısı 3 Sinop Cezaevi 1933

Geçmiyor Günler Geçmiyor
türkünü dinlemek için tıklayınız.

Göklerde Kartal Gibiydim 

Göklerde kartal gibiydim 
Kanatlarımdan vuruldum 
Mor çiçekli dal gibiydim 
Bahar vaktinde kırıldım 

Yar olmadı bana devir 
Her günüm bir başka zehir 
Hapishanelerde demir 
Parmaklıklara sarıldım 

Coşkundum pınarlar gibi 
Sarhoştum rüzgarlar gibi 
İhtiyar çınarlar gibi 
Bir gün içinde devrildim 

Ekmeğim bahtımdan katı 
Bahtım düşmanımdan kötü 
Böyle kepaze hayatı 
Sürüklemekten yoruldum 

Kimseye soramadığım 
Doyunca saramadığım 
Görmesem duramadığım 
Nazlı yarimden ayrıldım

Söz : Sabahattin Ali
Hapishane Şarkısı 1 Sinop Cezaevi 1933
Beste : Ali Ekber Eren

Göklerde Kartal Gibiydim
türkünü dinlemek için tıklayınız.

Aldırma Gönül Aldırma

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül, aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda Deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Beni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma

Söz : Sabahattin Ali
Hapishane Şarkısı 5 Sinop Cezaevi 1933
Beste : Kerem Güney

Aldırma gönül aldırma
türkünü dinlemek için tıklayınız.

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Sene 1341 nefsime uydum
Sebep oldu şeytan bir cana kıydım
Katil defterine adımı koydum
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sen üzülme anam dertlerim çoktur
Çektiğin çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Çok zamandır çektim kahrı zindanı
Bize de mesken oldu Sinop’un hanı
Firar etmeyilen buldum amanı
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karşıki dağlardan gel oldu bize
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beşyüz atlı ile kestiler yolu
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Söz : Sabahattin Ali
''Sandıkçı Şükrü'' için yazılmıştır

Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
türkünü dinlemek için tıklayınız.

Tellala

Kırda elma ağacı 
Etrafında alıcı
Oğluna gönül verdim 
Darılma hanım bacı 

Tellala tellala 
Paralar verdim tellala
Tellal gözün kör olsun 
Beni verdin dillere

Kırda şeker kamışı 
Erken doğmuş güneşi 
Öyle bir yar sevdim ki 
Cihanda yoktur eşi 

Tellala tellala 
Paralar verdim tellala
Tellal gözün kör olsun 
Beni verdin dillere

Elma dalda biter mi 
Dumansız baca tüter mi 
Bana yardan geç diyorlar 
Seven yardan geçer mi 

Tellala tellala 
Paralar verdim tellala 
Tellal gözün kör olsun 
Beni verdin dillere

Kaynak kişi : Münire Tarabuş

Efe Alayı

Tersaneden kalktı efe alayı
Millet bahçesinde verdik molayı
Aman Hakkı Reis nedir kolayı
Balık pilakisi pek yaman kaçtı

Cımıldak cımıldak cımıldaka lak lak
Dalgaya bak, kalkalım hey

Yüksek garnizonda yanar lambalar
Topal Süleyman söyler güzel kantolar
Tarakçı’nın Mustafa göbek çalkalar
Çifte naraları pek yaman kaçtı

Cımıldak cımıldak cımıldaka lak lak
Dalgaya bak, kalkalım hey

Mercan balığına attık oltayı
Kefalı görünce geriye kaçtık
Palamut ağ içinde ateşler saçtı
Bu sene balıkçılık pek yaman kaçtı

Cımıldak cımıldak cımıldaka lak lak
Dalgaya bak, kalkalım hey

Kaynak kişi : İsmail Diri

Yüksek Minare

Yüksek minarede ezan okunur
Ezanın sesi kulağıma dokunur
Yardan mektup gelmiş ele okunur

Uyu ey nazlı meleğim ağlama
Annen ölmüş karaları bağlama

Anasının adı Havva Münevver
Ben ölürsem yavrum seni döverler
Döverler de kara yere gömerler

Uyu ey nazlı meleğim ağlama
Annen ölmüş karaları bağlama

Akşam oldu yakamadım gazımı
Kadir Mevlam böyle yazmış yazımı
Ben ölürsem kimler çeker nazımı

Uyu ey nazlı meleğim ağlama
Annen ölmüş karaları bağlama

Sinop Mahpushanesi

Mahpushanelere attım postumu 
Bilemedim düşmanımı dostumu
Yar gelip geçtikçe çiğner üstümü

Öldüm mahpushane  senin elinden
Kurtulaydım şu gardiyanın dilinden
Düştüm bir ormana da yol belli değil
Sinop mahpushanesinde gün belli değil

Mahpushanelerde üç ağaç incir
Elimde kelepçe boynumda zincir
Zinciri sallama kollarım incir 

Öldüm mahpushane senin elinden
Kurtulaydım şu gardiyanın dilinden
Düştüm bir ormana da yol belli değil
Sinop mahpushanesinde gün belli değil

Sinop Mahpushanesi 
türkünü dinlemek için tıklayınız.

Çömbek

Çömbeği bağladım afura yakın
Çömbek beni süstü yatsıya yakın
Çömbeğin başına al kınalar yakın

Kara çömbek, kanlı da çömbek
Öldürdü beni, genç yaşımda
Salaya bindirdi beni

Günlarden gün cumadır cuma
Kız hamama girince kınanı yuma
Kız aklın varsa gerdeğe girme

Kara çömbek kanlı da çömbek
Öldürdü beni genç yaşımda
Salaya bindirdi beni

Günlerden gün pazardır pazar
Açma yorganımı yaralar azar
Güveyi görmedim ama gelin çok güzel

Kara çömbek kanlı da çömbek
Öldürdü beni genç yaşımda
Salaya bindirdi beni

Ezelidir Deli Gönül

Ezelidir deli gönül ezeli aman
Yel estikçe yaprak döker gazeli
Benim yarim cümlesinin güzeli aman

Görün dostlar sevda bana neler eyledi
Aldı aklım deli gönül divane eyledi

Yaz gelince atlar çıkar çayıra aman
İşimi gücümü mevlam kayıra
Meğer ölüm seni benden ayıra aman

Görün dostlar sevda bana neler eyledi
Aldı aklım deli gönül divane eyledi

Bir giderim beş ardıma bakarım aman
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Hem ayrılık, hem hasretlik çekerim aman

Görün dostlar sevda bana neler eyledi
Aldı aklım deli gönül divane eyledi

Aşık Hasan Ayazma

Adanın Burnu

Adanın burnunu duman bürüdü
Herkes sevdiğini aldı yürüdü

Dizdar kızı der ki: Kardeş karışmam
Zeynep’i alırsan kırk yıl konuşmam

Adanın yamaçları bağlık fundalık
Dudu’tu almazsam gençliğime yazık

Dizdar kızı der ki: Kardeş karışmam
Zeynep’i alırsan kırk yıl konuşmam

Sinop’un önü kale kapısı
Güveyi vurdular gece yarısı

Dizdar kızı der ki: Kardeş karışmam
Zeynep’i alırsan kırk yıl konuşmam

Meydan eteğinde bir uzun testi
Analar babalar ümidi kesti

Dizdar kızı der ki: Kardeş karışmam
Zeynep’i alırsan kırk yıl konuşmam

Yemenimin Yeşili

Yemenimin yeşili
Ben kaybettim eşimi
Al yemenim sende kalsın 
Aman aman
Sil gözünün yaşını

Yemenimi düreyim 
Yar koynuna gireyim
Uyu uyan sar beni
Aman aman
Yar olduğun bileyim

Yemenimin uçları
Ben çıkamam yokuşları
Beni baştan çıkaran
Aman aman
Tersane berduşları

Yemenimde hare var
Yüreğimde yare var
Ne ben öldüm kurtuldum
Aman aman
Ne bu derde çare var

Tin Tin Tini Mini Hanım
(Şeftali Ağaçları)

Şeftali ağaçları
Tüylü çiçek başları
Yaktı yandırdı beni
Yarin hilal kaşları

Tin tin tini mini hanım
Seni seviyor canım

Bahçelerde ibrişah
Boyu uzun kendi şah
İki gönül bir olsa
Ayıramaz padişah

Tin tin tini mini hanım
Seni seviyor canım

Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Sinop’lu derler
Biz güzeli severiz

Tin tin tini mini hanım
Seni seviyor canım

Tin tin tini mini hanım türkünü 
dinlemek için tıklayınız.

Pencerenin Altında

Pencerenin altında
Zerdali dalı mısın
Ne baygın bakıyorsun
Benden sevdalı mısın

Of of of of
Ölüyorum ben
Bir fanile bir de gömlek
Donuyorum ben

Çini tabakta reçel
Bu günler gelir geçer
Ağzım dilim söylemez
Kalbimden neler geçer

Of of of of
Ölüyorum ben
Bir fanile bir de gömlek
Donuyorum ben

İlyas İyi

Tüfeğim Dolu Saçma

Tüfeğim dolu saçma
Sevdiğim benden kaçma
Her tarafım yareli
Bir yara da sen açma

Of of özlerden
Öptüm ela gözlerden
Of of ölüyom
Mendil salla geliyom
Keratanın kızını
Can yürekten seviyom

Ben yaylıya giderim
Atım yok yalıyacak
Gel beraber kaçalım
Kimsen yok darılacak
(Baban yok darılacak)

Of of özlerden
Öptüm ela gözlerden
Of of ölüyom
Mendil salla geliyom
Keratanın kızını
Can yürekten seviyom

Sadık Açıkgöz

Alaylar Alaylar Top Top Alaylar

(1. kafile) 
Alaylar alaylar top top alaylar
(2. kafile) 
Ne istiyorsun  bizim alaydan
(1. kafile) 
İçinizde bir güzel var onu istiyoruz
(2. kafile) 
O güzelin adını bize bildirin
(1. kafile) 
O güzelin adı Fatma kadındır
(2. kafile) 
Urludur usludur yalnız veremem
(1. kafile) 
Eşimle dostumla varır alırım

Beyler Bahçesinde Kandiller Yanar

Beyler de bahçesinde kandiller yanar 
(aman)
Kandilin şavkına (validem) bülbüller 
konar
Herkes de sevdiğine böyle mi yanar 
(aman)

Ağla hey gözlerim gan ağla ayrılık 
günüdür
Söyle hey dillerim söyle muhabbetin 
sonudur

Beyler bahçesinde kurra çekilir 
(aman)
Kurrası çıkanın (validem) boynu 
bükülür
Anneler babalar yola dökülür (aman)

Ağla hey gözlerim gan ağla ayrılık 
günüdür
Söyle hey dillerim söyle muhabbetin 
sonudur

Beyler de bahçesinde vurdular beni 
(aman)
Ölmeden mezara (validem) koydular 
beni
Yarin de çevresinde sardılar beni 
(aman)

Ağla hey gözlerim gan ağla ayrılık 
günüdür
Söyle hey dillerim söyle muhabbetin 
sonudur

İsmail Diri


 


Sinop Türküleri

Bir Gemim Var

Bir gemim var salıverdim engine
Baş bezirgan damga vurmuş dengine
Şimdi rağbet güzel ile zengine

Ağlama kömür gözlüm
Yoldan geldim yorgunum
Dün akşamdan Marika’ya vurgunum

Bir gemim var adaya da yaslanır
Yağmur yağar yelkenleri ıslanır
Bir gün olur deli gönül uslanır

Ağlama kömür gözlüm
Yoldan geldim yorgunum
Dün akşamdan Marika’ya vurgunum

Kumkapı'nın Ah Kilidiyem

Kumkapı`nın ah kilidiye
Dün gece gelen ah kimidiye

Eli elime ah alayım yar
Kolu boynuma ah sarayım yar
Aşalım dağlar aşalım
Gel güzel bayramlaşalım

Kumkapı`nın ah üstüyem ben
Allar giyenin ah dostuyum ben

Eli elime ah alayım yar
Kolu boynuma ah sarayım yar
Aşalım dağlar aşalım
Gel güzel bayramlaşalım

Kaynak kişi : İsmail Diri

Helesa I

Bismillah başlayalım
Ayvadalı taşlayalım 
Bu yıl burda kışlıyalım
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Altımızda çürük minder
Altını üstüne dönder
Aman beyim bahşiş gönder
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Aşağı hamamm yokuşu
Söküldü mestm dikişi
lllede koca karıların cümbüşü
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Dal budarım dal budanm
Bahçede bülbül güderim
Sizleri heryerde methederim
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Aşçımızın adı Tayyar
Bir kepçe kor iki sayar
Bununla gemici doyar
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Gemi geldi duydunuzmu
Selam verim aldınızmı
Bu gemiyi tamdınızmı
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Kaptanımız fener taşır
Uyuz olmaz durmaz kaşır
Tayfalanm hamsi taşır
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Ince burundan geçerken
Sırmalı sancak açarken
Biz doldurup biz içerken
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Bir genüm var çift direkli
Tayfası arslan yürekli
Filkası çifte yürekli
Helesa Yelesa Heyemola yusa hop

Helesa II

Bir gemim var beş direkli
Kaptanı arslan yürekli
Filikası üç direkli
Heyemola lisa, yisa, hop

Uzun çarşı baştan başa 
Keklik seker taştan taşa
Gemiciler binler yaşa
Heyemola lisa, yisa, hop

Bir gemim var gabya dağlar
Gabyadan görünür dağlar
Gurbette gemici ağlar
Heyemola lisa, yisa, hop

Bir gemim var boyu uzun
Gider yazın, gelir güzün
Gerze’ye de var mı sözün
Heyemola lisa, yisa, hop

Gemim gelir duydunuz mu
Selam verdim aldınız mı
Helesadan memnun kaldınız mı
Heyemola lisa, yisa, hop

İp Attım Ulaş Diye

İp attım ulaş diye
Kapıyı dolaş diye
Ben seni niye sevdim
Derdime ilaç diye

Su verip maşrabadan
Doldurup taşırmadan
Ben de bir yar seveyim
Aklımı şaşırmadan

İp attım ucu kaldı
Tarakda gücü kaldı
Ben sevdim eller aldı
Yürekte acı kaldı

Kaynak kişi : Ali Şen
Derleyen : Nida Tüfekçi

İp attım ulaş diyetürkünü dinlemek 
için tıklayınız.

Ben Giderim Batum'a

Ben giderim Batum’a
Batum’un batağına
Bahçenizden içeri
Al beni otağına

Nazlı yarim geldim sana 
Fistanını toplasana
Kemençeler çalınıyor
Bize horon oynasana hey

Köşke serdim yatağı
Gel derdimin ortağı
Yataklar diken oldu
Senden ayrı yatalı

Nazlı yarim geldim sana 
Fistanını toplasana
Kemençeler çalınıyor
Bize horon oynasana hey

Bıldırcınım uçuyor
Kanadını açıyor
Bıldırki sevdiceğim
Bu yıl benden kaçıyor

Nazlı yarim geldim sana 
Fistanını toplasana
Kemençeler çalınıyor
Bize horon oynasana hey

Kaynak kişi : Münire Tarabuş
Derleyen : Sabahat Karakulakoğlu
TRT Rept. No: 01371

Ak Bakraçlar Susuz Kaldı

Ak bakraçlar susuz galdı
Büyük evler ıssız kaldı
Gız anası gızsız kaldı (hey anam)

Oğlun güveyi olayı (hey anam)
Gelin evine geleyi

Atımın guyruğu düğüm
Yüreğime vurdu düğün
Ayrılık günümüz bugün

Oğlun güveyi olayı (hey anam)
Gelin evine geleyi

Güveyi bahçede gezer
Sarığına güller dizer
Güveyi gelinden güzel

Oğlun güveyi olayı (hey anam)
Gelin evine geleyi

Kaynak kişi : Remziye Güven
Derleyen : Ferruh Güven

Üç Gün Evvel Geldi Gelin Alıcı

Üç gün evvel geldi gelin alıcı
Denizde de boğuldum yoktur ilacı
Anam babam kıme olsun davacı

Alma da dalgam alma yeni gelini
Gümüş de kemer sıkmış ince belini

Çeyizim sandıkta basılı kaldı
Elbisem duvarda asılı kaldı
Benim nazlı yarım kimlere kaldı

Alma da dalgam alma yeni gelini
Gümüş de kemer sıkmış ince belini

Haydin kızlar kalkın yola duralım
Hürmüz gelin geçecek onu görelim
Öğlen namazını bizde kılalım

Alma da dalgam alma yeni gelini
Gümüş de kemer sıkmış ince belini

Kaynak kişi: Münire Tarabuş
Notaya alan : Ahmet Yamacı
TRT Repertuar No. : 00146

Tabya

Sinop tabyaya yakın 
Seyredin akın akın 
Düştümde sarhoş eline 
Gelin halime bakın 

Amanın amanın aman 
Vuruldum aynlamam 
Ben bu yari görmeden 
Buralarda duramam 

Ben bu defi çalamam 
Parmaklarımı yoramam 
Ben bir kadı kızıyım 
Değme beylere varamam 

Baldım pekmez oldum 
Duruldum akmaz oldum 
Bin liralık kız idim 
Beş para etmez oldum

Aşık Hasan Ayazma

Yaver

Kaleden indim bugün 
Elinde altın güğüm 
Alayların içinde 
Yavere yandım bugün 

Of ... Of ... Of ... 
Eylenmiyor sensiz cahil gönlüm hey 

Kalelerden insene 
Fotinini silsene 
Anne beni yaver istiyor
Anne beni yavere versene. 

Of ... Of ... Of ... 
Eylenmiyor sensiz gönlüm hey 

Kaleden indim eniş 
Mendilim dolu yemiş 
Anne beni yaver istemiş 
Anne beni yavere versene 

Of ... Of ... Of ... 
Eylenmiyor gönlüm sensiz hey

Kaynak Kişi : Ziya Yenici

Camekanın İçinde

Camekanın içinde
Ayna mısın cam mısın
Çekme beni saçımdan
Sen benim kocam mısın

Aman aman ben yandım
Askerime ben yandım
Gözlerin şöyle dursun
Sözlerine ben kandım

Bahçelerde bibersin
Niçin boynun bükersin
Sana gönül verilmez
Sen askere gidersin

Aman aman ben yandım
Askerime ben yandım
Gözlerin şöyle dursun
Sözlerine ben kandım

Gemiye bineceğim
Askere gideceğim
Merak etme nişanlım
Ben yine geleceğim

Aman aman ben yandım
Askerime ben yandım
Gözlerin şöyle dursun
Sözlerine ben kandım(*)

Çarşamba Yollarında

Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarında

Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Yar üstüne yar sevmek
Ateşten gömlek imiş

İşte ben gidiyorum
İstanbul yollarına

Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Yar üstüne yar sevmek
Ateşten gömlek imiş(*)

Çayıra Serdim Postu 

Çayıra serdim postu (imanım)
Şu gelen kimin dostu (civanım)
Ak gerdanın altında
Tatlı bir uyku bastı

Irzına nikahına kaşına gözüne 
maşallah
Beyoğlu'nda görüşürüz inşallah

Çayıra serdim minder
Yüzünü bana dönder
Eğer bana dönmezsen
Ayda bir selam gönder

Irzına nikahına kaşına gözüne 
maşallah
Beyoğlu'nda görüşürüz inşallah(*)

Entarisi Salkım Salkım

Entarisi salkım salkım
Yar görünce gider aklım
Yedi senedir severim
İstemeye yok mu hakkım
Selime de hanım vay

Entarisi salkım saçak
Selam aldım kucak kucak
Benim yarimi sorarsan
Onbeşine bastı ancak
Selime de hanım vay

Entarisi biçim biçim
Yanıyorum senin için
Bak aşkınla harab oldum
Beni sevmediğin için
Selime de hanım vay

Kaynak kişi : Münire Tarabuş

Zamanıdır (Bak Efendim)

Bak Efendim hoş ilkbahar erişti
Buz eriyip sulandığı zamandır
Lale sümbül gül menekşe yetişti
Bülbüllerin dillendiği zamandır

Çayır çimen mis kekikler yüzünde
Sala bulur gönül bahar yazında
Acep haller olur komşu kızında
Kirazların allandığı zamandır

Altın başak nazlı nazlı sallanır
Gün vurdukça çilekler hep allanır
Ondördünde dilber dudak ballanır
Süt kaymağın bollandığı zamandır

Güzeller hep başa çelenk takınca
Görünmez od iç gönlümüz yakınca
Çaylar taşıp hızlı hızlı akınca
Geçitlerin yollandığı zamandır

Çifte turunç ak göğüste durur ya
Hoş yetişip birbirine vurur ya
Seven sevdiğine bir gün erir ya
Dudakların ballandığı zamandır

Koşma türkü mani okur dilimiz
Güzellerden yana gider gönlümüz
Sazımızda coşkun olur telimiz
Aşk ağacın dallandığı zamandır

Emiri der kara deniz gezilir
Limanlarda bağlı gemi çözülür
Yelken açıp enginlere süzülür
İlden ile yollandığı zamandır

Aşık Emiri

Yürü Dilber Yürü Devran Senindir

Salına salına seyrana giden
Yürü dilber yürü devran senindir
Yolunda aşıklar divane eden
Yürü dilber yürü devran senindir

Perçemler salınmış bir yana şöyle
İnciler dizilmiş dehana şöyle
Bir kez bak o beyaz gerdana şöyle
Yürü dilber yürü devran senindir

Yakışmış canana o sadr-ı bala
Nur-u hüsnü etmiş arzı istila
Ederler seninçün kıyl ü kal amma
Yürü dilber yürü devran senindir

Güzeller şahısın dilber-i devran
Gönlümüz kalesin zaptettin heman
Hep sona ersin şu dildeki figan
Yürü dilber yürü devran senindir

Emiri söyler bu sendeki eda
Bu naz ü nezaket bulunmaz cana
Yolunda canımız oldukça feda
Yürü dilber yürü devran senindir

Aşık Emiri

(*)1929 yılında İstanbul Belediyesi 
Konservatuarı Müdürü Ziya Bey 
başkanlığında Ferruh Bey, film 
operatörü Remzi Bey, 
Kösemihalzade Mahmut Ragıp 
Bey ve İstanbul Türkiyat Enstitüsü 
asistanlarından Abdülkadir Bey 
tarafından derlenmiştir.

Kaynakça :
Turan Gökmenoğlu, Sinop ve İlçeleri 
Ayancık Rehberi, İstanbul, 1989, 
Usta Matbaacı Yayını
Turan Gökmenoğlu, Turistik Sinop 
Rehberi, İstanbul, 1992, 
Usta Matbaacı Yayını
Cumhuriyetin Ellinci Yılında Sinop 
1973 İl Yıllığı
Dergi Kapağı