Ayancık'ın Tarihçesi

Turan Gökmenoğlu



Ayancık'ta ilk hükümet binasının açılış töreni. Şimdiki kaymakamlık binasının yerinde. 1860

Ayancık ve çevresinin tarihi, Sinop ve Kastamonu’nun tarihi ile birlikte ilk çağlara kadar uzanır. Ayancık ve çevresinde yaşayan ilk kavimler Paflagonya'lılar, Amazon'lar, Aka'lar ve Dor'lardır. Bu çağda bölgenin ve Karadeniz kıyı kentlerinin en önemli kent merkezi Sinop’tur.

İlk çağda Paflagonya, Batı Karadeniz kıyısında Bithnia, Pontus ve Galatya arasında kalan yerdir. Paflagonya'lılar, tarihte çok önemli bir topluluk olmamakla birlikte, Anadolu’nun en eski ve köklü halklarından biridir. M.Ö. 1200 yıllarına kadar Etiler'e bağlı olarak ve onların korumaları altında yaşadılar.

Ayancık'ta İlk Türk Hakimiyeti

Ayancık'da ilk Türk hakimiyeti M.S.1100 tarihlerinde Danişmentler döneminde kurulmuştur. M.S 1204'te Selçuklular’ın, 1259'da Pervaneoğulları’nın, 1292'de de Candaroğulları’nın eline geçmiştir. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini Osmanlı Devletine bağlamıştır.


1953 yılında yanan ikici hükümet binası. Şimdiki kaymakamlık binasının yerinde

Tanzimat Devrine kadar Ayancık ve çevresi Kastamonu' ya bağlı dört kadılıktan birinin yönetimi alanı içinde kalmıştır. Tanzimat ile başlayan, daha sonra devam eden yenileşme hareketleri sırasında Ayancık ve çevresinde (Sancak-Kaza) İlçe yönetimi kurulması düşünülmüş, İlçe merkezi olarak da Ayandon (şimdiki Türkeli İlçesine bağlı Hamamlı köyü) kabul edilmiştir.*

*Per Minas Bıjişkyan, Karadeniz Kıyıları Tarihi ve Coğrafyası, Açıklayarak çeviren Hrand D. Andreasyon, İst. Ünv. Edebiyat Fak. Yayınları, 1969, sayfa 26 !919'da yayımlanan kitabın özgün adı ''Pontus Tarihi''dir.

1777 Trabzon doğumlu Ermeni Yazar Per Minas Bıjişkyan, 1817-1819 yıllarında din görevlisi olarak tüm Karadeniz kıyılarını dolaşmış ve bu yöredeki şehir ve kasabaları kitabında anlatmıştır. O yıllardaki Ayancık ve çevresinden şöyle bahsetmektedir.


Eski Ayancık. Çayın deniz ile birleştiği yerde, karaya oturan şilep görülmektedir.

''...gemiler bu koyun içinde (Ginolu'dan Sinop'a kadar) Ağliman'a (Akliman-Sinop) çok zorluk çeker. (Çatalzeytin'den) Ayandon dokuz mil uzaklıkta olup, Ay Andon namına eski bir kilise ve evler ihtiva eder. Buraya gemiler yalnız yazın yanaşabilirler. İstefan, Ayandon'a oniki mil mesafededir. Buradaki burun kuzeye doğru uzanmış olduğundan, limanı emniyetli değildir. Yalnız bazen yazın gemi durabilir. Burada eski bir kale ve büyük bir rum kilisesi gördüm. Kaleye, putperestlik zamanında da İstefane denilirdi ki, bu isim, banisinin adından neşet etmiş olmalıdır. Ayancık İstefan'dan dokuz mil uzakta olup, limanı yoktur. Çok basit evleri vardır.

Ayancık ve Ayancık Çayının doğusundaki köylere egemen olan Şükrüoğulları 1860'lı yıllarda Çaylıoğulları ile anlaşarak ilçe merkezinin Ayancık' a taşınmasını  uygun görmüşler. İlçe Ayancık'a taşınmış. Bu yıllarda bir değirmen ve bir kaç önemsiz yapıdan oluşmuş küçük bir yerleşim yeri olan Ayancık, zaman içinde Kaymakamlık ve Askerlik Şubesi gibi resmi kurumların ve bir çok konut ve ticarethanelerin kurulması ile hızla gelişmiştir. Özellikte kereste ticareti ve gemi yapımı işleri, kasabanın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Alman ve Belçika sermayeli kereste fabrikasının 1929 yılında işletilmeye başlanması, bölgenin ekonomik yapısında ve sosyal hayatında dönüm noktası olmuştur.  

Ayancık bu tarihten sonra sürekli gelişme göstermiştir. 1860 ‘lı yıllarda yapılan ilk ahşap Hükümet binası, İstefan'daki kilise harabelerinden getirilen taş ve sütunlarla yeniden yapılmıştır. Bu iki katlı hükümet binası 1952'de yanmış, yerine bugünkü mevcut bina yapılmıştır.

Ayancık, Cumhuriyetin ilanına kadar Kastamonu İline bağlı iken, Cumhuriyetten sonra yapılan idari düzenleme ile Sinop İline bağlı İlçe olmuştur.

Eski haritalarda Ayancık, İstefan ve Ayandon isimleri

Rollin'in ''Tarih Öncesi'' haritası (1740) : Abonutichos (İnebolu), Aiginetis (Hacıveli-Abana), Ginolis (Ginolu) ve Stephane (İstefan).

Tegg Chepside'ın yayımladığı Roma ve Yunan devrine ait harita (1849) : Stephane (İstefan).

Guillaume Sanson'un ''Paphlagonia'' Haritası (Avurturalya Melbörn Üniversitesi Kitaplığı Walker Kolleksiyonu, 107)  Stephane (İstefan).

Alexander G. Findlay'ın Roma ve Yunan Devri Haritası (1849) : Abonitichos-Ionopolis (İnebolu), Aiginetes (Hacıveli-Abana), Cinolis (Ginolu) ve Stephane (İstefan).

Matth Hasio'nun Anadolu (Asia Minor) Haritası (1745) : Inepolis-Ineboli-Abonitichos (İnebolu), Aeginetis (Hacıveli-Abana), Cinolis-Cinuli (Ginolu) ve Stephane (İstefan).

Henrich Kiepert'in Anadolu Haritası (Berlin 1877) : Ineboly (İnebolu), Apana (Abana), Ajandon (Ayandon) ve Istifan-Stephanos (İstefan).

A. Chernemorskyve B. Sukhum Abkhasia'nın  Karadeniz Haritası : Ineboly-Niopoly (İnebolu), Apana (Abana) ve Istifan (İstefan).

1887'den önce Türk Ermenilerinin Kuzeydoğu sınırını gösteren bir harita :  Ayandon ve Istifan.
Fernand Maurette'nin Büyük Coğrafya Modern Atlası'nda Anadolu ve Suriye Haritası ; Ajandun (Ayandon) ve  Istifan (İstefan).  

Ayancık Adı Nereden Geliyor

Ayandon, şimdiki Türkeli ilçesine bağlı Hamamlı köyünün eski adıdır. Tarihi kayıtlarda bir balıkçı köyü olduğu yazılıdır. O zamanlar bir kıyı köyü olan yer, daha sonraları gelişmiş, önce nahiye, ardından da ilçe merkezi olmuştur. 

Ayandon’un İlçe merkezi olmasında, bu köyde doğup, Osmanlı’da Serasker ve Sadrazam olan Mütercim Mehmet Rüştü Paşa’nın büyük payı olmalı.

Kıyıların dolması üzerine (veya denizin çekilmesi ile) kaza merkezi içerlerde kalınca, ticari ve ulaşım zorlukları nedeniyle, yerleşim yeri denize doğru gelişmeye başlamıştır.

Deniz kenarına kurulan ve gelişen bu yerler yeni isimler almış, yönetim merkezleri de daha çok gelişen kıyı kasabalarına kaymıştır.

Türkeli ilçesinin bilinen ilk adı Yarna’dır. Bucaklık Ayandon’dan Türkeli’ye geçince Gemiyanı adını alır. Bu Gemiyanı adı da, kıyıdaki bir gemi enkazı ile ilgili olmalıdır.

Türkeli, 1922 yılında TBMM kararıyla Ayancık’a bağlı bucak merkezi oldu. 1935’de beş yıl süre ile bucaklık Helaldı’ya (Güzelkent) geçti. 1957 yılında Ayancık’tan ayrılarak müstakil bir ilçe oldu. Askerlik Şubesi ise, hala Ayancık’ta sürmektedir.*

*Ayancık kazasına bağlı Türkeli Nahiyesi merkezinin Gemiyanı köyünden Helaldı köyüne nakli. TC Başbakanlık Devlet Arşivleri (Osmanlı Arşivi, Tarih  8 Mayıs 1935, Sayı 11317, Fon Kodu 30..11.1.0. Yer No: 95.12..6

İlçenin adı, eski Rumca adların etkisinden uzaklaşmak, yeni bir yerleşim adı olması için ‘’Türk diyarı = Türk yurdu’’ anlamında Türkeli olmuştur.

Ayandon adı, buradaki eski kilisenin adından gelmektedir. Aziz Ay Andonis’ten. Burada eski bir hamam ve kilise kalıntısı hala durmaktadır. İlçe merkezi daha sonra İstefan’a, (Çaylıoğlu Köyü) oradan da Ayancık’a taşınmıştır.

İlçe merkezi Ayandon’dan Ayancık’a gidince, Ayandon nahiyeye dönüşmüş, nahiyelik de Türkeli’ye geçince tekrar köy olmuştur.

Ayandon, Serasker ve Sadrazam Mütercim Mehmet Rüştü Paşa’nın doğduğu 1811 yılında bir balıkçı köyü iken, 1830 yılında ilçedir.

Ayancık adının anlamına gelince. Ayandon doğumlu Serasker ve Sadrazam Mütercim Mehmet Rüştü Paşa’nın, ‘’Ayan’’ meclisinde olması nedeniyle bu adı almış olması gerekir.

Yine Ayancık, ‘’Aya’’ ve ‘’Ayan’’ tepeleri arasında kurulmuş bir ilçedir. Küçük yerleşim yeri olduğunu belirtmek için ‘’cık’’ ekini almıştır.

Ayan, toplumun önde gelenleri anlamına gelir. Bölgenin önde gelen yöresi anlamında seçilmiş bir isim de olabilir.

Ayan beyan görülen veya gözde, göz önünde bulunan anlamında da seçilmiş olabilir.

Sarayda bir Ayancık Paşası, Mütercim Mehmet Rüşdü Paşa



Sadrazam Mütercim Mehmet Rüştü Paşa

Ayandon'lu bir balıkçı olan Hacı Hasan Ağa'nın oğlu Mehmet Rüşdü 1911 yılında Ayandon'da doğdu. Babası tarafından henüz üç yaşında iken (annesi ile birlikte) İstanbul'a getirildi. Tophane'de oturdular. Bir süre mahalle mektebinde okudu. 1825'de Tophane'de açılan Asakiri-Mansurei Muhammediye okulunu okudu ve mezun oldu.Babasının fakirliğini düşünerek maaşının bir kısmı ile kendisine hoca tutarak Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi.

Serasker Hüsrev Paşa'nın tavsiyesi üzerine, padişah II. Mahmut'un huzuruna çıktı. Yabancı dil bilgisi nedeniyle de Namık Paşa ile birlikte Askeri Nizamnameleri Fransızca'dan Türkçe'ye çevirmesini istedi. Mütercim lakabını da bu nedenle aldı.

1843 yılında mirliva, Darı Şurayı askeri üyesi ve 1945'de Ferik, iki yıl sonra hassa ordusu müşiri oldu. Üç defa seraskerliğe getirildi. Kıbrıs'lı Mehmet Ali Paşa'nın yerine sadrazam oldu. Meclisi Vala başkanlığı yaptı ve toplam beş kere sadrazam oldu.

Ayancık Kaymakamlığı’nın Seyir Defteri

Ayancık Osmanlı devrinin idari taksimatına göre, Kastamou'ya bağlı dört adet kadılıkla yönetilirken daha sonra kadılık kaldırılarak ilçe önce Ayandon'a kurulmuştur.Ayandon köyünün kaza olduğu halen bu köyde bulunan virane bir hamamdan anlaşılmaktadır.Tüm köylerin ilçeye bağlanması ile birlikte,ilçeye kaymakam atanması Ayandon ağalarının huzurunu kaçırmış kendi otoritelerini yitiricekleri korkusu ile kaymakamı bir çok kez saraya şikayet etmişler,çeşitli problemler çıkararak kaymakamın çalışmalarına engel olmuşlardır.

Bu engellemeler nedeniyle rahat çalışma imkanı bulamayan kaymakam ve memurları Hamamlı Köyü'nün Çay Köyü Mahallesi'ndeki bir köy evinde faaliyetlerini sürdürmüşler,fakat burada da Ayandon ağalarının müdahalelerinden kurtulamamışlardır.  

Kaymakamlığın Ayancık'a Gelişi     

Bu tarihlerde Hamamlı köyüne giden ve durumu öğrenen İstefan yöresinin sayılı ağalarından Çaylıoğlu Yakup Ağa kaymakamı köylerine davet etmiş, bu daveti kabul eden kaymakam eski bir Rum şehri olan bu sahil köyünü beğenmiş ve ilçe merkezini Çaylıoğlu (İstefan) köyüne nakletmiştir.O tarihlerde Şükrüoğulları ve Çaylıoğulları çevrenin en nüfuzlu ağalarıymış.İlçeyi ikiye ayıran Ayancık çayının doğu tarafında bulunan köylerinin idaresi Şükrüoğullarına, çayın batı yakasında bulunan köylerinde idaresi de Çaylıoğullarına ayitmiş.O yıllarda tamamen boş ve kısmen de ağaçlık olan çay havzasının bulunduğu bugünkü ilçe merkezinde kereste ticareti yapan Şükrüoğulları ve Çaylıoğlu aileleri, ilçe ilçe merkezinin buraya alınmasının kendileri için daha yararlı olacağını düşünmüşler ve kaymakamı da ikna ederek ilçe merkezini Çaylıoğlu (İstefan) köyünden Ayancık'a nakletmişlerdir. (1860-1863)  

İlk Hükümet Binası

Ayancık Osmanlı devrinin idari taksimatına göre, Kastamonu'ya bağlı dört adet kadılıkla yönetilirken daha sonra kadılık kaldırılarak ilçe önce Ayandona kurulmuştur.Ayandon köyünün kaza olduğu halen bu köyde bulunan virane bir hamamdan anlaşılmaktadır. Tüm köylerin ilçeye bağlanması ile birlikte,ilçeye kaymakam atanması Ayandon ağalarının huzurunu kaçırmış kendi otoritelerini yitiricekleri korkusu ile kaymakamı bir çok kez saraya şikayet etmişler,çeşitli problemler çıkararak kaymakamın çalışmalarına engel olmuşlardır.  

Bu engellemeler nedeniyle rahat çalışma imkanı bulamayan kaymakam ve memurları Hamamlı köyünün Çay köyü Mahallesi'ndeki bir köy evinde faaliyetlerini sürdürmüşler, fakat burada da Ayandon ağalarının müdahalelerinden kurtulamamışlardır.  

Ayancık Çehresi Değişiyor


Eski hükümet binası önünde Kabotaj Bayramı etkinlikleri  

Kaymakamlığın ilk geldiği yıllarda bir değirmen ve birkaç barakadan ibaret olan ilçe merkezi yavaş yavaş gelişmeye başlamıştır. Şükrüoğulları Şadırvan Meydanı'nda bir kaç bina yapmışla bu günkü şadırvanla birlikte çevresine ıhlamur ağaçları diktirerek, ilçenin imarı ile ilgili ilk adımı atmışlardır.


Deniz şenlikleri

Yeni ilçe merkezinin kurulmasından sonra çevreden ve Rum köylerinden gelen Rumlarla, Sinop ve Taşköprü ile, civar il ve ilçelerden gelen halkın birleşmesiyle yeni binalar yapılmaya başlanmış, bilhassa Şadırvan Meydanı'nın iki tarafına Rumlar tarafından güzel ev ve dükkanlar yapılmıştır. Bu dönemde tüm esnaf ve sanatkarlar Rumlardan oluşuyormuş. 1910 yıllarında Sürmene ve Rize'den bir kaç aile gelerek yerleşmişler ve ilçe 1928'li yıllara kadar önemli bir gelişme göstermemiştir.  

Türkeli Ayancık'tan Ayrılıp İlçe Oluyor

1897 yılında yayınlanan Kastamonu salnamesine göre ilçenin toprakları bir hayli genişmiş. Ticaretini deniz yoluyla İnebolu'dan yaparmış. Abana ilçesi, bir süre bucak ve kadılık olarak İstefan'a ve Ayandon'a bağlı imiş. İlçenin Kastamonu Vilayetine uzaklığı 24 saat, Sinop'a ise 10 saat imiş. Doğuda Sinop, batıda İnebolu, güneyde ise Boyabat'a kadar uzanan toprakları, 1957 yılında Türkeli'nin ilçeden ayrılarak müstakil ilçe olması ile bir kısım köylerin Erfelek ve Durağan ilçelerine bağlanması ile arazisinin yarıdan fazlasını kaybetmiştir.

1850'li yıllarda pek çok geminin yapıldığı, Osmanlı arşivlerinde kayıtlıdır. İlçede kereste ticareti, gemi yapımı, taş işçiliği gibi pek çok sanat icra edilmekte, çevre ilçelerle karşılıklı ticaret yapılmaktadır. Özellikle zanaatkarların bulunduğu, her işin yapıldığı gelişmiş bir ilçeymiş*     

*Osmanlı Arşivi, Tarih  9 Mart 1860; ''Abana'lı Hacı Hasan oğlu Hacı Mustafa Kaptan'ın kullandığı Ayandon'da inşa olunan gemiye sened-i bahri verilmesi'' Tarih 15 Ş 1276 H. Dosya No. 151. Gömlek 12. Fon Kodu A.}DVN )

Milli mücadele yılları sırasında ilçe ve çevre köylerdeki Rumlar gitmişler, nüfusunun yarıdan fazlası ise milli mücadele şehidi olarak, tarihin koynundaki o kutsal yerine çekilmiştir. Cumhuriyetin kurulmasına kadar Kastamonu iline bağlı olan Ayancık, Cumhuriyetin ilanından sonra müstakil bir il olan Sinop'a bağlanmıştır.*  

*Osmanlı Arşivi, Tarih  7 Kasım 1914; ''Yeni teşkil olunan Gerze Kazası ile Çatalzeytin ve Ayandon Nahiyeleri için istenen idare-i umumiye-i vilayet, sulh hakimleri, belediye ve damga kanunları ile iki cilt düsturun gönderildiği, bedelinin irsali halinde diğer ciltlerinin de gönderileceği'' Tarih 18 Z 1332 H. Dosya No. 87/2. Gömlek 44. Fon Kodu FK DH.İD)  

Ayancık ve Milli Mücadele Yılları


Ayancık girişindeki Şehitler Anıtı

Dört yıl süren milli mücadelede ordumuzun toplam insan kaybı tüm cephelerde 36239'dur.Bunun 980'i subaydır.36239'u erdir. Milli mücadelede Karadeniz halkının ortak özelliği olan, gözü pekliğin, cesaretin, vatan ve millet sevgisiyle kahramanlığın Ayancık'ta şahlandığını görüyoruz.Her 89 şehitten birinin Ayancıklı olduğu düşünülürse, Ermeni harekatından Büyük Taarruza kadar uzanan 4 yıllık muharebenin en ağır kaybının Ayancık'ta olduğu görülür.

En çok şehit veren yerler arasında 404 şehidi ile Ayancık, Antalya (716 ), Kastamonu (484) ve Konya'nın ( 459) ardından 4. sıradadır. Nüfus oranı dikkate alınırsa Ayancık en çok şehit veren yurt köşesidir.  

Sosyal ve Kültürel Yaşam  


Ayancık Halkevi'nin inşaatı sürüyor

1915 - 1917 yıllarına kadar birkaç ahşap ev ve işyerine sahip, halkının esnaf bölümünü çoğunlukla Rum'ların oluşturduğu küçük çapta kereste ticareti yapılan, pek yolu olmayan, ulaşımı motor ve kayıklarla deniz yolu ile sağlanan tipik bir Anadolu kasabası iken, orman zenginliği Belçikalılar tarafından keşfedilip, 1926 yılından itibaren Kereste fabrikasının kurulması ile bu küçük ilçenin tarihi değişmiştir.  


Ayancık Zingal Şirketi, Çangal Bölgesi


Ayancık Zingal Şirketi, Çangal Ormanları'ndan tomruk taşımakta kullanılan lokomotif ve yük katarları


Ayancık Zingal Şirketi, Çangal tomruk istif alanı


Ayancık Zingal Şirketi, Çangal tomruk havai hattı


Eski Ayancık


Ayancık Kantarcıoğlu Sokağı


Ayancık Yenice İstasyonu terezin ve lokomotif


Ayancık Çangal İstasyonu terezin ve lokomotif


Ayancık Kereste Fabrikasının kuruluş çalışmaları


Ayancık ormanlarından çaya atılan tomruklar, denize ulaşırken yakalanıp istifleniyor. Henüz havai hat ve raylı sistem kurulmamış


Ayancık Kereste Fabrikası'nın simgesi olan, ''KAYIN'' adlı teknenin omurgası çatılıyor


Ayancık Kereste Fabrikası'nın girişinde yer alan itfaiye teşkilatı


Deniz Kuvvetlerimizde görev yapan Ayancık Fırkateyni


Ayancık Çangal Bölgesi'nde odundan elektrik üreten jeneratör


Ayancık'ta güneşin batışı


Ayancık Akgöl


Fabrikanın kuruluş ve işleyişi sırasında halkı yabancılarla kaynaşmış, etkilenmiş ve ilçe süratle gelişmiştir. Fransız ve İtalyan modası 1930'lu yılların başında önce Ayancık'ta uygulanır, sonra İstanbul ve diğer büyük illere ulaşırdı. Giyim, terbiye eğitim ve spor alanlarında çok büyük gelişmeler olmuştur.

Yeniliğe açık bir yapıya sahip olan Ayancık'ın ileri gelenleri, gerek sosyal, gerek sportif alanlarda büyük çalışmalar yapmışlardır. 1936 yılında Baha Bey tarafından Ayancık Halkevi kurulmuş, Ayancık Halkevi binası inşa edilmiş, tiyatro çalışmaları yapılmış, Türkiye'nin ilk tenis kortu, futbol, voleybol, basketbol sahaları kurulmuştur.


Kale ağları Türkiye'de ilk kez Ayancık Baha Alanı'nda çıtadan yapılarak uygulandı. Yıl 1927 Ayancık Gençlik Spor, bir karşılaşmadan önce. Forma rengi siyah ve beyaz. Ayancık Gençlik Spor'lu futbolcular topa o kadar hızlı vuruyordu ki, hakem topun kale direğinin içinden mi, dışından mı geçtiğini anlayamıyordu. Hatta, kale ağlarını oluşturan çıtalar bile bu güçlü şutlara dayanamayıp kırılıyordu. Fotoğraftaki hemşehrilerimizin şu anda hiç biri hayatta değil. Hepsi uykusunu huzur içinde sürdürsün. Ama çocukları ve torunları hala Ayancık'ta yaşıyor.


Ayancık Gençlik Spor' ve Ayancık Halkevi'nin kurucusu Baha Bey adına yapılan spor tesislerinin giriş kapısı; '' BAHA ALANI ''


Ayancık Gençlik Spor'un basketbol sahası Ayancık, 02.08.1933


Ayancık'ta tenis sahası. Bir genç kızımız tenis oynuyor. 1929

Türkiye'de belki dünyada da kale ağları ilk kez Ayancık'ta çıtadan olarak kurulmuştur. Erkek ve kız takımları motorlarla spor müsabakalarına katılırlardı. Ayancık Gençlik Spor'un çok zengin bir arşivi bu gün hala kulüp merkezinde sergilenmektedir.


Ayancık Kereste Fabrikası'nda tomruk dinlendirme havuzu


Ayancık Kereste Fabrikası'nın havai hattı


Fabrika Köprüsü üzerinde Lokomotif Çangal Dağlarından yüklediği tomruğu fabrikaya taşıyor


Terezin (Elektrik motorlu rayda giden hızlı ulaşım aracı. Sağ önde Fabrika Müdürü Mahmut Nedim Abalı, arkada Vatman ve mühendisler, keşif gezisinde.


Ayancık'ta temel atma töreni.


Çangal bölgesinde havai hatta tomruk yüklenirken.


Çangal ormanlarından kömüşlerle tomruk nakli.

Ayancık’ta sosyal yaşam, çok eskilerden beri yoğun olarak devem etmiştir. Ayancık Kereste Fabrikası'nın kurulmasıyla ekonomi ve sosyal yaşam hızla gelişmiş, o yıllarda olabilecek olan en üst seviyeye ulaşmıştır. Zengin Sportif alanları, Ayancık halkının spora özellikle futbola yatkınlığı ile birleşmiştir. Üç kaleli, tahta perdeli antrenman sahaları, kafa vuruşlarını geliştirmek için halkalı çalışma alanı, slalom çalışmaları o günkü bilimsel futbol ekolünün Ayancık'ta ne de güzel uygulandığını gösteriyor.


Ayancık'ta bayram törenine katılan atlı gösteri ekibi.Cumhuriyet Bayramı 10.yıl kutlamaları 29 Ekim 1933


Ayancık futbol, voleybol ve güreş takımları bir arada.


Ayancık'ta bayram takı.


Ayancık Gençlik Spor tarihi Halkevi binasının önünde 1934.

Halk evlerinin kurulması ile birlikte tiyatro çalışmaları da başlamış, yüzlerce oyun sahneye konmuş, beğeni ile izlenmiştir.


Tiyatro çalışmalarından bir sahne. Tarihi Halkevi Ayancık, 1934

Okullarda Belçika'lı ve Alman çocuklar, Türk çocukları ile birlikte ders görürlerdi. Okul müfredatı son derece modern, öğretmenleri son derece seçkindi.


Ayancık uçağı, Cumhuriyet Bayramı töreninde Ayancık halkını selamlıyor 29 Ekim 1934


Ayancık Lisesi Folklör Ekibi, bayram kutlamalarında

Okulların bayram törenleri de son derece güzel olurdu. Spor teşkilatları ve fabrika çalışanları da bayram törenlerine katılırdı. Ayancık'lıların bağışları ile alınan ve Türk Hava Kurvvetleri'ne armağan edilen uçaklardan birine "Ayancık" adı verilmiş ve Türk Hava Kuvvetleri, Ayancık uçağını bayram törenlerinde Ayancık'a gönderir, gösteri uçuşları ile bayram törenlerine ayrı bir renk katardı.


Ayancık İskele Meydanı'nda bulunan nostaljik lokomotif

Düğünler


Düğün töreninde davul zurna ekibi

Ayancık'ın örf ve adetleri çevresine çok benzemektedir. Bu örf ve adetlerin başında düğün ve dernekler, giyim, imece usülleri, hısım akraba ziyaretleri gelir.

Eski dönemlerden bugüne pek çok düğünün başlangıç tohumları çoğu zaman “Beşik Kertisi” ile başlar. Birbirlerini çok seven, düşkün aileler doğum esnasında ve ya hemen sonra çocuklarını henüz beşikte iken sözlerler. Buna halk arasında “Beşik Kertisi” veya “Beşik Kertmesi” deniyor. Usullerden olarak ta birbirlerine eti yenen cinsten hayvan hediye ediyorlar. Bu adetin toprak yönünden şanslı olmayan köylümüzün, topraklarını birleştirmek, yahut bölünmesini önlemek ilkesinden doğmuş olması gerek.

Nişan, evlilik öncesinin en önemli olayıdır. Nişanlanan çift evliliğe giden yolu yarılamış sayılır. Karşılıklı takılar takılır. Bu andan itibaren gerek kız tarafını, gerekse erkek tarafını hummalı bir çalışma alır. Çeyiz düzme. Yeni evlenen çiftlerin en büyük korkusu olan “Başlık” Ayancık'ta hiç uygulanmaz.

Görücüye gitmek, kız istemek, sözlenmek ve nişanlanmanın ardından sıra düğüne gelir. Önce bir gece öncesinden kız evinde kına gecesi düzenlenir. Yalnız kadınlar arasında düzenlenen kına gecesi sırasında, damat evinde de eğlence düzenlenir. Kına gecesi veya öncesinde gelinin çeyizleri de sergilenir. Genelde köylerimizde dokunan meşhur Ayancık keteninden yapılan elbiseler, cepkenler, üç etekler, peşkirler, havlular, yün çoraplar, nezgepler, tülbentler, başörtüleri, kuşaklar, şal ve şalvarlar, el emeği-göz nuru oyalı nakışlı patiskalar, yatak, yorgan, yastık kılıfları, minderler, kap ve kacaklar, bakır taslar, tencere ve tavalar kız evinde davetlilere sergilenir. Kına gecesi gelin ve konuklar kına yakar, damat adayının da serçe parmağı kınalanır.

Düğün gecesi, gelin ile güveye bir tepsi içinde yemek gönderilir. Bu tepside genelde tavuk, kıymalı, ıspanaklı, pirinçli veya kabaklı börek, ayran ve meyve bulunur.

Sünnet Düğünleri


1950'li yıllarda Ayancık'ta sünnet düğünü

Sünnet düğünü özellikle cumartesi yapılan kına gecesi ile başlar. O gece sünnet çocuklarının ellerine kına yakılır. Ertesi gün beyaz gömlek, lacivert elbise, süslü sünnet şapkası, siyah ve beyaz iskarpinler ile giydirilen sünnet çocukları elinde asasıyla, atla veya otomobille aile büyükleri ziyaret edilir, el öpülür. Davul-zurna eşliğinde çocuklar gezdirilir ve sünnet töreni yapılacak evde veya salonda sünnet ettirilir. Davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. İzzet-ikramda bulunulur. Düğüne katılan davetliler çoçuklara çeşitli armağanlar verirler, mevlütler okutulur. Eğlenceler gün boyu sürer.

Yöresel Kıyafetler


Ayancık Keten dokuma tezgahı  


Keten dokuma tezgahında Ayancık Keteni dokuyan kadın  

Mahallinde yetiştirilen "keten elyafları" elde ve çıkrıklarda iplik haline getirildikten sonra yerli tezgahlarda dokunarak bez haline getirilir. Rengi beyazdır. Bu ketenden, erkeklere; ceket, pantalon, iç çamaşırı, kadınlara; başörtüsü, iç çamaşırı, elbise, cepken, üç etek yapılır. Ev eşyası olarak da peşkir, yatak ve divan örtüsü yapılır. Ayancık Gençlik Spor Kulübü'nün, kurulduğundan son yıllarına kadar formaları bu tanınmış Ayancık keteninden yapılırdı. Ayancık'ta giyim merakı oldukça ileridir. Sahil köylüleri çoğunlukla kilt pantolon ve ceket, dağ köylüleri ise, çoğunlukla zıpka (pantolonun belden lastikli olanı) giyerler. Kadınlarımız pamuklu denilen üçetekli entari (elbise) üzerine cepken, bazı yerlerde kuşak, arkadan öne doğru peştemal sararlar. Entarinin içine giyilen keten gömleğin yakaları işlemelidir. Ayrıca üzerine yelek giyilir. Başa, baş örtüsü bağlanır, içine saçların üstüne işlemeli nezgep (başlık) giyerler. Ayaklarına lastik çarık, yemeni ve iskarpin giyerler. Bu kıyafetler yöremizde halen giyilmekte ve ya çeyiz sandıklarında en nadide eşyalar olarak nineden toruna, diğer adet ve gelenklerimizle beraber saklanmaktadır. Bayan kıyafetleri :


Nezgep ve yengili (çene altından bağlama ipleri)

Nezgep : Başa takılır. Hem süs hem de başa takılan bürgü ve saçları tutmaya yarar. Eski Türk motifleri ile işlidir.

Yengil : Nezgep' in çene altından geçen parçasıdır. Dört bağdır. Türk motifleri ile süslüdür.

Bürgü : Nezgep' in üstüne örtü olarak takılır. Nezgep' in ön işlemesini kapatmaz iki kenarı oyalı olan bürgü bürümcükten yapılır.


Keten gömlek yaka motifi


Ayancık Keten gömleği ve yaka motifi

Yakalı Gömlek : Ketenden yapılan gömlek yakası da eski Türk motifleri ile süslüdür , yaka ilik altını diye adlandırılan ve yakayı birbirine tutturan bir altın lira ile tutturulur.

Altı parmak Üç Etek : Göyneğin üzerine giyilir, ayak bileklerine kadar uzundur. ceket yerine geçen üç etek yırtmaçlı olup Kırmızı -Sarı renkte olanına Fındıklı, Bordo renginde ince çizgili olanına Üç Etek denir.

Darabulus veya Yün Kuşak : Bele takılır. Özelliği elbiseyi tutturmak ve kadını dolgun göstermek içindir. İpekten yapılmıştır.


İşlemeli keten peşkir

Peşkir : Kuşağın üzerine tutturularak cep görevini gören bir önlüktür.

Paçalı İşlemeli Don : Ketenden (bürümcükten) yapılır. Ayak bileklerine gelen yerleri nezgep' e olduğu gibi işlemelidir. Bacağa giyilir.  

Yün Çorap : Koyun yününden yapılır. Az görülmesine rağmen işlemeli olanları da vardır.

Çarık : Ayağa giyilen dana derisinden yapılmış ayakkabılardır.

Erkeklerde ise; bayanlara oranla daha sade bir kıyafet göze çarpar. Ayakta çarık ve yün çorap, belde kuşak gömlek ve yelekten oluşan kıyafet ile bacağa zıpka denilen bir tür şalvar giyilir.

Keten : Keten; yağlı tohumlu, lifli bitkiler grubuna giren küçük mavi çiçekli bir bitkidir. Tohumunun toprağa dikiminden itibaren bir yıl süre zarfında gelişimini tamamlayan bitki 1-1,5 m. arasında bir boya ulaşmaktadır. Hemen hemen her türlü toprakta yetişebilen ve olgunluğa erişmesi süresince özel bir bakım istemeyen keten bitkisinin asıl zahmetli bölümü bitkiden iplik elde edilme aşamalarıdır. İşte bu aşamaların zorluğundandır ki bugün yeni nesil köylü bitkiyi dikmekten ve keten üretimi yapmaktan kaçınmaktadır.  
Hasat edilen keten bitkisi tarlada küçük demetler haline getirilerek, çay yataklarında oluşturulan havuzlar veya göletler içine atılır. 15-20 gün bu havuzlarda bekletilerek bitkinin şişmesi ve çürümesi sağlanır. Şişen bitkiler sudan çıkarılarak, Mengenelerle dövülür ve liflerine ayrılır. Daha sonra bu lifler metal taraklarla taranarak inceltilir ve çıkrıklarda iplik haline getirilirler. Keten artık iplik haline gelmiş ve tezgahlarda dokunmaya hazırlanmıştır.


Ayancık Keten dokumaları Halkevi salonunda sergileniyor. Ayancık'ın ileri gelenleri ve dokuma ustaları bir arada


Ayancık Köy evi ve tahıl ambarı (Serender)


Ayancık İskele Meydanı ve gece


Ayancık İskele ve Çaylıoğlu Köyü'nden güneşin batışı


Ayancık Ahşap evleri


Ayancık Ahşap evleri




Keten perde ve işlemeleri

Tahta tezgahlarda dokunarak elde edilen keten bezleri genç kızların hünerli ellerinde işleme ve nakışlarla bezenerek çeşitli giyim ve ev eşyası olarak kullanılır. İşleme ve nakışlar yöreye ve kullanıldığı yere göre yaka, paça, nezgep, peşkir motifi gibi isimler almakta ve keten üzerine sökme ve oya tekniğiyle işlenmektedir.  
Bürümcük : El tezgahlarında pamuktan dokunan ve burma tekniği ile ıslakken burulup bırakılarak elde edilen, göynek, şalvar ve iç çamaşırı olarak kullanılan yöresel bir kumaş türüdür.  

Ayancık El İşleri     

Ayancık ilçesi el dokuması "Ayancık Keteni" ve "Ayancık Göynek Yakaları" ile ün yapmıştır. Ayancık ilçesi merkezinde ve köylerinde, keten el dokuması üzerine çeşitli işlemeler yapılmaktadır. Göynek Yakaları, don paçası ve başlık üzerine yapılan işlemeler iç giyimi süslemek amacıyla yapılmıştır.

Nezgep adı verilen başlık üzerindeki işlemeye de adını vermiştir. Don paçasındaki işlemeye de Paça İşi denilmektedir . Başlık ve don paçasındaki işlemelerin değişik örnekleri yoktur, tek modeldir. Tek renk bordo kullanılarak, Oyulgama Dikişi tekniği ile ters yüzünden işlenmektedir. Burada Türk kadını kıvrak zekasını kullanarak, zor olan işlemeyi rahat görmek için ters yüzünden işleyerek, kolay hale getirmiştir.  

Göynek yakaları, el dokuması olan Ayancık Keteni üzerine işlenmektedir. Ketenin ekimi, hasadı, lifin ipliğe, ipliğin el tezgahlarında kumaşa , kumaşın giysiye dönüşmesi çok emek isteyen bir iştir.

Ayancık Göynek Yakaları, göynek adı verilen ve içe giyilen bir tür iç çamaşırının yaka kısmına işlenerek yapılmıştır. Keten el dokumasından elde dikilen göynekler o dönemlerde hazır giyim olmadığı için ihtiyacı karşılamak amacıyla yapılmıştır. Serin tutması ve teri emmesi nedeniyle oldukça sağlıklı olan göynekler günümüzde artık sadece yaşlı kadınlar tarafından giyildiği için üretilmemektedir.

Ayancık yöresinde yapılan nakışlar ( işlemeler) içe giyilen göyneklerde yakaya, başta nezgep ve yengile, ayakta şalvarın paçasına işlenirler ve kullanıldıkları yere göre özellikler içerirler.

Sökme işi : İç giyimde kullanılan göyneğin yakasına yapılan iş sökme ve oya tekniği ile yapılır. Sökme işi teknik olarak kesme ve ajurlar grubuna girmektedir. Yapılış tekniği olarak işlemede kolaylık sağlaması ve ipliklerin işin sonuna kadar devam etmesi için tersten yapılmaktadır. İşleme ipliği olarak 8 ve 12 numara kotan ipliği kullanılır. Ayrıca, sökme işi yanında yakalarda "sülüğen , haramus suyu, balık kılçığı, kaytan, tırnak , yengil gülü, oya" diye adlandırılan ve çoğunluğu kanaviçe ve goblen tekniği ile işlenmiş süslemeler göze çarpmaktadır.

Oya işleri: Yaka kenarına iğne ile kotan iplik kullanılarak iğne oyası tekniği ile maydanoz, pirinç, halkalı şeker adı verilen motiflerle süslemeler yapılır. Oyalar genellikle yaka kenarlarına geniş, küçük parçalara dar olarak çalışılır.

Paça işi : İç giyimde şalvarların paçalarına susma tekniği ile yapılan süslemelerdir.

Nezgep işi : Tersinden sayılarak susma tekniği ile başa takılan başlık olan nezgep üzerine işlenen işlerdir. Desende tamamen bordo renk kullanılmıştır.

Yengil işi : Başta kullanılan nezgep' in düzgün durmasını sağlamak amacı ile çene altında duran iki ucunun nezgep' e bağlandığı 2 cm genişliğindeki yengil üzerine kanaviçe tekniği ile işlenen iştir.  

Ayancık Folklörü

Bölge folklor değerleri açısından oldukça zengin olmasına karşın; tespit ve değerlendirmeye yönelik araştırmalar yapılmamıştır. Karadeniz' in geleneksel kıvraklığı ve hareketliliği, Ayancık folkloründe rahatlıkla gözlenir.Ayrıca Kafkasya'dan gelerek yerleşen halkın yöresel oyunları ve Batum göçmenlerinin Artvin horonlarını andıran oyunları yaygındır.

Ayancık gibi sahil kesimindeki oyunlar, ritim ve figürler Kafkas oyunlarına benzer ve hareketlidir. İç kısımlarda ise, İç Anadolu ve Kastamonu yöresi oyunların özelliğini taşır. Bu oyunlara davul-zurna, def, saz, mızıka ve tulum gibi çalgılar eşlik eder. Ezgili oyunlar çoğunluktadır.  

En Çok Oynanan Oyunlar

Çiftetelli, Karşılama, Horon, Geldi Geldi, Ayancık Eymeleri, Karasuda Pazar Var, Muhtar Kaştan Aşıyor, Çimenci, Kadın Oyunu ve Halay'dır.

Konuları, güzellik ve sevgi üstünedir. Halk oyunları karşılama türünde olup; ritim ve figürler Kafkas oyunlarına benzer. Bu oyunlara davul zurna, def, saz ve mızıka ve tulum gibi enstrümanlar eşlik eder.

Giysiler, el tezgahlarında dokunan keten kumaşlardan el işlemelerinden yapılmıştır.  

Ulaşımı

Karayolları : Batıda ; Türkeli, Çatalzeytin ve Abana İlçeleri üzerinden Zonguldak ve Kastamonu illeri ile, Doğuda; Sinop üzeri Samsun, Güneyde; Taşköprü İlçesi üzerinden Kastamonu ile Boyabat İlçesi üzerinden Çorum ve Amasya illeri ile devlet karayolları bağlantısı bulunmaktadır.     

Ayancık-Sinop sahil devlet karayolu 55 km, Ayancık-Boyabat (Sakız) karayolu 56 km. Ayancık-Türkeli karayolu 36 km.'dir. Ayancık’a yolcu taşıyan otobüs firmaları; Türkay Sinop, Sinop Sinay 57 , Ayancık Birlik, Ayancık Kurtuluş.     

Deniz Yolları : Karadeniz ile 22 km. lik deniz kıyısı olup, İstefan (Çaylıoğlu Köyü)' da bulunan liman ve ilçe merkezindeki iskele vasıtası ile küçük deniz motorları teknelerle ulaşım sağlanır. Sinop İl merkezindeki liman vasıtasıyla feribot seferlerinden gerekli ilave düzenleme çalışmalarının bitiminde  yararlanılacaktır.     

Havayolu : Sinop'ta bulunan havaalanından her gün İstanbul'la Türk Hava Yolları uçakları ile karşılıklı seferler yapılmaktadır. İSTANBUL - SİNOP Kalkış 10:00 Varış 11:25, SİNOP – İSTANBUL Kalkış 12:00 Varış 13:25

Ayancık Turizmi

Ayancık ve civarında yıl içindeki ortalama günlük sıcaklık, güneşli günler sayısı ve deniz suyu sıcaklığı gibi unsurlar dikkate alındığında yaz turizminin Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarından oluştuğu görülmektedir. Ancak denizden yararlanma söz konusu olduğunda en uygun ayların Temmuz Ağustos olduğu, Haziran ve Eylül aylarında ise deniz turizmine kısmen uygun olduğu görülür.


Ayancık Kereste Fabrikasının ilk dönem müdürlerinden Mahmut Nedim Abalı, Çangal Bölgesi'ndeki orman işçilerinin yavru iken bulduğu ve uzun süre fabrikadaki lojmanında beslediği ayı ile oynarken

İlçemiz çevresinde yaban hayatı oldukça çeşitlilik gösterir. Bölgenin ormanlık olması nedeniyle özellikle geyik, karaca, kurt, tilki, çakal, ayı, tavşan ve yaban domuzu gibi av hayvanları dağlık iç kesimlerde kendini göstermektedir.Ayancık yerleşimi çevresinde iri çakıl kaplı uzunluğu fazla olmayan bir kıyı bandı vardır. Bu kıyı bandı denizden yararlanma açısından uygun olup, turizm tesislerinin yer alabileceği şekildedir. Ayancık içinde gazhane mevkiinde bulunan Belediyeye ait 41 yatak kapasiteli Apart Otel ve 200 kişilik Nezgep Restaurant barı ve terası ile hizmet verirken, 44 yatak kapasiteli Karahan Otel lokanta ve barı ile bitişiğinde bulunmaktadır. Şadırvan Caddesi İskele önü mevkiinde bulunan 50 yatak kapasiteli iki yıldızlı turizm belgeli Saymoz Otel lokanta ve barı ile, Yalı Mahallesi Ömer Seyfettin Caddesi üzerindeki 40 yatak kapasiteli Yavuzlar Otel hizmet vermektedir. Cumhuriyet Meydanındaki Sarıoğlu Otel 18 yatak kapasitelidir.


Ayancık Çamurcu Koyu ve Plajı

Şehir yerleşiminin batısında 1,5 km uzaklıkta olan Çamurca Plajı ve koyu içindeki Kızılay' a ait kamp yeri özellikle çocuklu aileler ve gençler tarafından tercih edilmektedir. Çamurca plajına ulaşmadan hemen önceki Gelincik Burnunda olta balıkçılığı ve su altı sporları açısından uygun özellikler taşıyıp özellikle kaya oluşumları ile tatilcileri büyülemektedir. Çamurca Mevkiinin 2 km. batısında yer alan Kuğu Yalısı Koyu hem deniz ve ormandan yararlanmak ve sakın bir tatil geçirmek isteyenlere uygun ortamlar sunar. Burada tatilcileri karşılamak üzere kurulan Kuğu Yalısı tatil köyü ve restaurant hizmet vermektedir.


Ayancık (İstefan) Çaylıoğlu Köyü'nde, çatı örtüsü olarak geleneksel kayrak taşı kullanılmış bir köy evi.

İlçenin 11 km. batısında yer alan İstefan Limanı özellikle yat turizmine potansiyel teşkil etmektedir. Civar deniz, güneş, piknik, doğa yürüyüşleri, su altı sporları açısından kullanılabilir alanlara sahiptir.İlçenin doğusunda Sinop yolu üzerinde bulunan pek çok köy ve sahil şeridi Oluza, Harzana Plajı ve Gebelit Koyu bulunmaktadır. Bu koylarda bulunan meyve ağaçları , ahşap evler, sebze bahçeleri ve sıcak kanlı insanlar çadır turizmi içinde potansiyel oluşturmakla birlikte henüz böyle bir ciddi çalışma yoktur.  


Ayancık İnaltı Mağarası

Ayancık Kastamonu yolunun 17 km.sinden ayrılan stabilize yol ile ulaşılan Babaçay Kanyonu, özellikle ilkbahar ve sonbaharda doğa yürüyüşleri açısından büyüleyici bir parkurdur. Kanyonun geçilmesi sonucunda ulaşılan İnaltı Köyünden yaklaşık 500 m. Bir tırmanışla varılan İnaltı Mağarası 700 m. Uzunluğunda galeri ve salonları, damla taşları ile görülmeye değer bir yerdir. Mağaranın turizme kazandırılması için mağara içi aydınlatma sistemi ile giriş kısmına kapı, merdiven, tuvalet ve dinlenme yeri düzenlemeleri yapılmıştır. Ayancık turizmi genel olarak incelendiğinde potansiyel değerler açısından yaz ve kış turizmine hitap edecek özelliklerle karşılaşılır. Orman ve denizin bütünleştiği Ayancık'ın sadece denizini ve güneşini dikkate almak yanlış olur. Kanyonları, mağaraları, yaylaları ve kırsal yerleşim özellikleriyle otantik değerlerin dikkate alınacağı alternatif turizm anlayışı içinde yapılacak yatırımlar Ayancık Turizmini gelecekte hak ettiği noktaya taşıyacaktır.  


1853 Sinop Baskını

Sinop Baskını ve Ayancık Erkengünez'e Yerleşen Osmanlı Reisleri

Kırım savaşı başladığı sırada bir Rus donanmasının, Boğaz'ın 120 mil açıklarında dolaşmakta olduğu haber alınınca, Büyükdere'de demirli bulunan Osmanlı donanmasından bir hafif gemi filosu, Patrona Osman Paşa komutasında Karadeniz'e açıldı(Ekim 1853).Fırtınaya tutulan Osmanlı gemileri Sinop limanına sığınmak zorunda kaldı. Bir süre sonra Sinop açıklarında amiral Nahimof kumandasında bir Rus filosu görüldü. Osmanlı filosu kumandanı Osman Paşa da savaşı limanda kabul ederek tertibat aldı ve durumu Babıali'ye bildirdi. Babıali Osman Paşa'ya Ruslar ateş açmadıkça karşılık vermemesini bildirdi. 30 Kasım 1853'te Rus filosu Sinop limanına girdi. Osman Paşa, Babıali'den aldığı emir gereğince ateş emri vermedi; ancak Osmanlı filosunun ikinci kumandanı Piyale Hasan Paşa kendi gemisi olan Nizamiye fırkateyninin iki düşman gemisi arasında kaldığını görünce, emir beklemeden ateş emri verdi. Ondan sonra da bütün Osmanlı gemileri ateşe başladı. Osmanlı gemilerinin çoğu yara aldı. Savaş bir buçuk saat sürdü. Osmanlı filosundan 2000 kişi öldü, 6 subay ve 150 er de Ruslara esir düştü.

Bu yenilgiden geriye kalan reisler, askerler ve subayların önemli bir kısmı İstanbul'a dönemedi ve bölgenin en güvenli köşesi olarak Ayancık'ı seçtiler. Yine o sıralar sürekli kıyılarımızı top ateşine tutan Rus deniz topçusunun saldırılarından korunabilmek için Maltepe'nin güney sırtlarına, bu günkü Erkengünez mahallesinin bulunduğu yere gelerek yerleştiler.

Ayancık Askerlik Şubesi


Solda Ayancık Hükümet binası, sağda Ayancık Askerlik Şubesi binası

1900 yılında, İstefan'daki kilise harabelerinin sütunları kullanılarak, ayni üslupla inşa edilen ve Askerlik Şubesi binası olarak kullanılan bina daha sonra restore edilmiştir. Kesme taştan yapılan binanın ön cephesi sütunlu ve iki kat halindedir. Yapımında kilise harabesinden getirilen taşlar kullanılmıştır.   


Ayancık Askerlik Şubesi binasının antik sütunlu girişi

Ayancık Çarşı Camii     

1881 yılında Ömer Seyfettin'in Falaka öyküsünde anlattığı ''Çarşı Camii''dir. Bilinmeyen bir nedenle yıkılmış ve yerine 1892 yılında şimdiki Yali Camii yapılmıştır* Aşağıdaki arşiv kaydı bu bina ile ilgili olmalı.

*Osmanlı Arşivi, Tarih 27 Eylül veya Ekim 1881; ''Kastamonu'ya tabi İstefan kazasının merkezi olan  Ayancık'ta deniz kenarında bulunan boş arazi üzerine bina inşasına ruhsat verilmesi'' Tarih 03 Z (Zilkade veya Zilhicce) 1298 H. Dosya No. 840. Gömlek 67547. Fon Kodu İ..DH.)  


Ayancık Yalı Cami, ilçenin en eski yapıları arasında

Ayancık Yalı Cami

1892 yılında Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında caminin kitabesinde de belirtildiği gibi Sultan Abdülhamit'in yardımları ile yapılmıştır. Ahşap ve kargir kullanılarak yapılan caminin bir minaresi ve revaksız iç avlusu vardır. Ayancık'ın en eski camisi ünvanını elinde bulundurmaktadır.


Ayancık Kilisesi,cemati mübadele sonucu Yunanistan'ın Selanik yakınlarına dönünce uzun süre ceza evi olarak görev yaptı

Ayancık Kilisesi     

1884 yılında Rum ahalinin ibadetlerini rahatça yerine getirilebilmeleri için Ay Andonis adına yapılan kilise, mübadeleden sonra, cemaati kalmadığı için boşaltılarak, uzun yıllar cezaevi olarak kullanılmıştır. Bu kiliseyi o yıllarda Ermeni vatandaşlarımız da kullanıyor olmalı. Cezaevi daha sonra boşaltılarak, mahkumlar Sinop cezaevine nakledilmiştir

1884 yılında inşa edilen Osmanlı'nın son dönemlerine ait bir yapıdır. Şu anda ise belediyenin çalışmalarıyla kültür merkezine dönüştürlmüştür.*     

* Ayandon kazasına bağlı Ayancık Nahiyesi Rum ahalisi için bir kilise inşaası. (Osmanlı Arşivi, Tarih 13 Ca 1301. (10 Nisan 1884) Dosya 910. Gömlek 72297. Fon Kodu FKA.MKT)


Tarihi Ayancık Yalı Hamamı kültür merkezine veya kafeteryaya dönüştürülebilirdi

Tarihi Ayancık Yalı Hamamı

Ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte bina kaderine terk edilmiş ve yakın bir zaman önce de tamamen geri gelmemek üzere yıkılmıştır. Eski Türk mimarisine göre yapılmış, hamam bahçe içindeydi ve arkasında ısıtma fırını sistemi vardı. Ne yazık ki şu anda bu tarihi eser yıkılmış durumdadır.

Mehmet Akif Ersoy (Kurtuluş İlköğretim Okulu)

Ayancık'ın tarihi ile bütünleşen Kurtuluş İlköğretim Okulu Osmanlı mimarisinin son dönemlerinden esinlenilerek yapılmıştır. Ayancık'ın en eski okuludur. Halen ilköğretim olarak kullanılmaktadır.

İstifan Limanı ve Çaylıoğlu Köyü (İstefan)

Ayancık ilçesinde, Ön tarih devirlerinden kalan ve henüz hiç bir bilimsel araştırmanın yapılmadığı Pontus Krallarına ait kaya mezarları İlçenin batısındaki İstefan, (Çaylıoğlu) köyü sınırları içinde bulunmaktadır.

Ayancık İstefan'da bulunan eski mezar kalıntıları

İstifan Kaya Mezarları

Ayancık ilçesinde, Ön tarih devirlerinden kalan ve henüz hiç bir bilimsel araştırmanın yapılmadığı Pontus Krallarına ait kaya mezarları İlçenin batısındaki İstefan, (Çaylıoğlu) köyü sınırları içinde bulunmaktadır. İstifan Kilise Harabelerinin 9. sütunu, bu sütunlardan ve taşlardan bazılarıda Ayancık Askerlik Şubesinin yapımında kullanılmıştır.


Ayancık İstefan'daki antik kilisenin sular altındaki galerisi


Çaylıoğlu Köyü'nün cami avlusunda bulunan kilise sütunlarından biri

İstifan Sulu Kilise

Halen İstifan burnunun batı yakasında, toprak altında olup, içi toprak ve su dolu haldedir. Galerilerinden biri toprak üstündedir. Halk içinin su dolu olması ve çevresinin de su kaynağı yönünden zengin olması nedeni ile sulu kilise denmektedir. Hiçbir kazı çalışması yapılmadığı gibi, meraklı define avcılarının uğrak yeri halinde ara ara kazılmaktadır. Resimde de toprak üstünde kalan kısmını görmekteyiz.(*)

(*)Bu kilise kalıntısını ilk kez bulup fotoğrafladığımda, (yanımda arkadaşım Ergün Özcan ve Belediye Başkanı rahmetli Bahattin Karakaş'ın tahsis ettiği belediye soförü de vardı)galerilerini su basmış durumdaydı. Bu nedenle adını ''Sulu Kilise'' diye yazmıştım. Zaman içinde bu isim benimsendi ve adı bu şekilde kaldı.


Ayancık eski akşap evleri


Ayancık eski akşap evleri

Konaklama

Ayancık konaklama olanakları açısından çeşitliliğe sahip bir ilçedir. Şehir merkezinin yanında, çevresindeki doğal plajlarda da konaklama yerlerine sahiptir.
Apart Otel
Yalı Mah. Gazhane Cad. No: 51 Ayancık-Sinop
Tel.: 0368 613 1137
Oda sayısı : 14
Yatak sayısı: 25

Saymoz Otel
Yalı Mah. Ömer Seyfettin Cad. No:1 Ayancık-Sinop
Tel. : 0368)613 1154 - 0 (368) 613 1039
Oda sayısı : 21
Yatak sayısı : 50

Karahan Otel
Yalı Mah. Gazhane Caddesi No: 49 Ayancık-Sinop
Tel.: 368 613 19 74 - 613 10 87
Oda sayısı : 20
Yatak sayısı : 44

Yavuzlar Otel
Yalı Mah. Ömer Seyfettin Cad. No: 3 Ayancık-Sinop
Web adresi : http://www.yavuzlarotel.com
Tel. : 0368 613 55 15
Oda sayısı : 18
Yatak sayısı : 40

Ayancık Öğretmen Evi Misafirhanesi
Tarihi Askerlik Şubesi karşısında, Hakan Ünsal Cad. Ayancık-Sinop
Tel.: 0368 613 24 11 - 613 29 16
Web adresi : www.ayancikogretmeneviaso.com

Gökay Aile Pansiyonu
Yukarı Erkengünez Mevkii Ayancık-Sinop
Tel. : 0368 613 24 34 - 613 27 93
Şehir içinde Yukarı Erkengünez mevkisinde bulunan 5 katlı bir binanın iki katı aile pansiyonu olarak düzenlenmiş ve hizmete sokulmuştur.

Yörük Pansiyon - Restaurant
Cevizli Mahallesi Terminal Karşısı No: 21 Ayancık-Sinop
Tel.: 0368 613 33 57
Oda sayısı : 15
Yatak sayısı : 35

Kuğu Yalısı Tatil Köyü
Ünlüce Köyü, Yalı Düzü Mevkii Ayancık-Sinop
Tel.: 0368 613 25 92
Oda sayısı : 10
Yatak sayısı : 36

Doğu Yıldız Tatil Köyü
Ünlüce Köyü, Çamurcu Mevkii Ayancık-Sinop
Tel. : 0368 613 56 81 - 0541 261 95 76

Devam edecek  

Kaynakça :
Turan Gökmenoğlu, Sinop ve İlçeleri Ayancık Rehberi, İstanbul, 1989, Usta Matbaacı Yayını
Turan Gökmenoğlu, Turistik Sinop Rehberi, İstanbul, 1992, Usta Matbaacı Yayını
Turan Gökmenoğlu, Ayancık'ın Tarihçesi www.burctaslari.com/ayancik.htm
Hayati Tahsin YILMAZ, Abana Belgeseli, www.abanagazetesi.com



  • Gözümün bebeği memleketim.... Ayancık...

  • Her hakkı saklıdır 2010


  • İletişim, sipariş, dilek, öneri ve danışma hattı; 0532 243 32 71