Tesbih ustasından meraklısına satılık değerli taş tesbih. 110 nadide parça. Kaçırılmaz fırsat! >>

 
 


Turan Gökmenoğlu

Doğal Taşlar Araştırmacısı/Yazar

 

KUŞ MİSALİ

Erhan Güleryüz'ün sesinden

 

TURAN GÖKMENOĞLU'nun

kendi sesinden...

 

ÇOCUKLUĞUM

Şiiri Tüm hakları saklıdır

 

BEN YİNE SANA DÖNERİM

Türküsü Tüm hakları saklıdır

 

AYANCIK EYMELERİ

Ayancık Türküsü

 

Taşlarla

daha mutlu bir yaşam...

 

Tüm rahatsızlıklarda öncelik modern tıbbındır. Taşlarla tedavi terapi olarak değerlendirilmeli, vücudumuzun dış yüzeyinde takı olarak kullanılmalıdır.

Taşlar, şifa etkilerini titreşim yolu ile verirler. Bu nedenle özellikle tene değmesi gerekir.

Taşların şifa etkilerinden daha iyi yararlanmak için, ratsızlıklardan önce, aşı gibi kullanılmalıdır.

Taşlarla birlikte stressiz, sıkıntısız, sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle...

 

Turan GÖKMENOĞLU

 

ÇAKIL TAŞI TABLOLAR

Onbeş yıllık bir düşün hikayesi bu. Doğanın binbir rengini içinde barındıran sihirli taşları resme dönüştürmek düşlerimin süsü oldu. Şimdi duvarlarda, tuallerin üzerine usulca uzanmış, doğanın bilinmeyen melodilerini kulaklarımıza fısıldıyor.

Deniz, göl ve dere kenarlarından toplanan çakıl taşlarının, tek tek tual üzerine sabırla dizerek oluşuyor çakıltaşı resimler. Her resim sabrın terapiye dönüşüyle, bir aydan fazla sürede tablolara dönüşüyor. Emek, çaba ve sabrın yanında, taşların kendi dünyasından fışkıran büyü, renge dönüşüyor. Çakıl taşları Anadolu’nun dört bir yanından. Biraz sevgi, biraz sabır. Her resim once tuale, ardından çakıl taşlarına ve gözbebeklerimize yansıyor usul usul.

Uğur Gökmenoğlu’nun ‘’Ayancık’ta Kuş, Dalga ve Çakıl Sesleri’’ müziği eşliğinde. Anadolu’nun rengarenk çakıl taşlarıyla sabırla yaptığımız tabloları izlemeye…T.G.

LAL TESBİH (ŞARAP RENGİ)

12 mm 33.lük

AYTAŞI-LAL-KARPUZ TAŞI-AKUAMARİN-TURMALİN-AMETİST-SİTRİN KUVARSI-SAFİR

TESBİH KOLEKSİYONU KESİMLİ TAŞLAR SERİSİ

LABRADORİT

KAPLAN FİGÜR

AGAT - AMETİST -  FİRUZE - MERCAN - ZEBERCET

KOLYE UÇLARI

AMETİST ( Mor Kuvars)

KOLYE UÇLARI

AGAT (Yosunlu Akik)

KOLYE UÇLARI

LABRADORİT

KOLYE UCU - YÜZÜK

AKİK (Carnelian-Sardion)

KOLYE UÇLARI

TURKUVAZ (Firuze=TÜRK TAŞI=TÜRK MAVİSİ)

KOLYE UÇLARI

AKİK, AGAT, OPSİDYEN

TAŞ BİLEZİKLER

PEMBE KUVARS

BİLEKLİK

NECEF (Rock Cristal)

KRİSTAL KAYALAR

LABRADORİT

KOLYE UCU

DUMANLI KUVARS

KRİSYAL GERDANLIK

ONİKS

BİLEZİK

AGAT

GERDANLIK

FLORİT

GERDANLIK

Düşüyorum Kuş Misali

Yollara

 

 Turan Gökmenoğlu

 

Çocukluğum ve gençliğim güzeller güzeli Sinop’un Ayancık ilçesinde geçti. İlk, orta ve lise eğitimimi bu şirin kasabada tamamladım. Hayatımın en güzel dilimi bu büyülü kasabada geçti. Orman Spor’un ve diger futbol kulüplerinin maçları, aynı mahalleden abimiz Recep abinin golleri, Büyük Mahalle’deki evimiz, komşularımız, mahallemizin renkli ortamı, lokomotif sefaları, fabrika borusunun içimize işleyen sesi. Fabrika Sineması’nın çay ocağı, herkesin film izlerken benim kimya sınavlarına hazırlanışım, fabrikanın Kayın teknesi, davulcu Musa dayı, deli Remzi, ramazan pideleri, bayram törenleri, çayda tuttuğum mercan ve bıyıklılar, geceleri lüküs ışığıyla ve algarla tuttuğumuz bıldırcın kuşları ve yeşilbaş ördekler.


 

Kurtuluş ve İnönü ilkokullarındaki sıra arkadaşlarım. Ayancık lisesi, okul gazetesi, dersleri renklendiren şarkılarım, Ayancık Gazetesi ve Matbaası’nda renklenen ve güzelleşen hayatım. Arkadaşlarım Seyfi, Vedat, Refik, Muammer, Hasan, Ömer ve Erol. Sınıf arkadaşlarım ve yüreğimin bir ucunu tutuşturan kızlar. Ayancık türküleri. Gazete kağıtlarına düşen yorgunluğum. Ailem. Sevdiğim, büyülendiğim doğduğum kutsal topraklar.

Çocukluk günlerim bu büyülü güzelliklerle geçti. Hayatımın her dönemine damgasını vurdu. Hayatım doğduğum topraklara olan sevgi ve hayranlığımla zenginleşti. Tüm anılarım, öykülerim ve şiirlerimde çocukluk günlerimin büyüsü kokar. Bu büyülü Ayancık şiirlerimden biri 7 Aralık 2007 günü Erhan Güleryüz ve Ayna grubu tarafından notaya döküldü, şarkı oldu. Ayancık kokulu şiirime Erhan Güleryüz’ün yüreği ortak oldu ve ortaya ‘’Kuş Misali’’ şarkımız çıktı.

Hücrelerime kadar işleyen memleketime bu küçük bir vefa olsun. Doğduğum topraklara ve bu topraklarda yaşayan hemşehrilerime çam sakızı çoban armağanı. Memleketimize ve ülkemize olan borcumuzu ödememiz mümkün değil. Bu bir başlangıç olsun. Diğer çabalarımız da ardı sıra gelsin.

Doğduğum küçük kasabamızı anlatan ‘’Kuş Misali’’ şarkımız yine Ayna grubu tarafından, 7-14-28 Aralık tarihlerinde TRT İNT kanalında Erhan Güleryüz’ün sunduğu ‘’Aynadan Yansıyanlar’’ proğramında canlı olarak yorumlandı.

Bu şarkı bana hayatımın en onurlu ve gururlu gecesini yaşattı. Proğrama telefonla canlı olarak bağlandım. Bu şiiri hangi duygularla kaleme aldığımı anlattım. Arkadaşlarımdan ve dostlarımdan telefonlar ve iletiler geldi. Çok mutlu oldum, gururlandım.

Hayatımın bu güzel parçasını yaşattığı için önce bana bu duyguları işleyen aileme, doğduğum topraklara ve yüreğini şiirime ekleyen Erhan Güleryüz’e ve Ayna grubuna teşekkürler.

Memleketim kokulu yeni şiirlerde, güftelerde, bestelerde ve öykülerde buluşmak dileğiyle...

İstanbul, 19.03.2008

 

KUŞ MİSALİ
 

Doğduğum köy uzaklarda

Arada sırada bir haber gelir

Unutuldum buralarda

Çocukluk günlerim aklıma gelir

 

Çay kenarında tuttuğum mercan

Yağmurlu gecelerde bıldırcın sesi

Gurbet akşamlarında aklımda her an

Nasıl da özledim memleketimi

 

Düşüyorum kuş misali bu gece yollara

Yıllarca hasret kaldım canım yurduma

 

Söz: Turan Gökmenoğlu
Beste: Erhan Güleryüz

 

Davul ve Zurna Sesinde

Ayancık-Sinop Yolculuğu

Turan Gökmenoğlu

 

5 Kasım 2008 sabahı İstanbul’daki evimizden üç yıldır ayrı kaldığımız memleketimize gitmek üzere yola çıktık. Sabahın mahmurluğu yüzümüzden akıp giderken, İstanbul’un kalabalık yolları tenhalaşmaya ve yerini İzmit yeşilliğine bırakmaya başladı. Şehir merkezi tabelasını geçip yolun dağlara uzanan kıvrımlarına tırmanırken, çok sevdiğim ve geçen yıl kaybettiğim sevgili Özcan ağabeyimi anarak Adapazarı ovasına doğru yollandık.

Bir gün önce küçük kardeşimin 18 yıldır süren çocuk özleminin sonuna geldiğini öğrenince sabahın ilk ışıkları ile doğduğum yere yapacağımız yolculuğun hazırlığına başlamıştık. Kardeşimi babalık heyecanında yalnız bırakmak olmazdı.

Sapanca gölünün kenarından geçerken eşimin doğduğu ve yaşadığı kasabayı, Bolu dağlarını ve tünelini geçerken de arkadaşım Muammer’i andık. Gerede’ye kadar yolculuğumuz otoyolda sürdü. Buradan Karabük - Kastamonu sapağına girdik. İlk Sinop tabelasına burada rastladık.

Otoyolları oldum olası sevmem. İstediğimden daha hızlı araba kullanmak zorunda kaldığım için. Karabük, Demir Çelik tesislerinin tozu dumanı altında solmuş, iki tepe arasından gülümsemeye çalışırken aracımız Kastamonu’ya doğru ilerlemeye başladı. Buralar doğduğum toprakların ikiz kardeşine benzer. İnsanları sıcak, yardımsever, güler yüzlü ve cana yakın, evleri, ağaçları, dağları ve doğal yapısı Sinop’un aynısı…

Sarımsak diyarı Taşköprü’yü geçince Hanönü’nde, uzun zamandır memleket özlemi çeken  İbrahim arkadaşımızı andık. İçimi tarifsiz bir heyecan kapladı. Artık her an Ayancık tabelasına rastlayabilirdik. Beni bundan fazla heyecanlandıran başka bir kelime olamaz. Yüreğim yerinden oynarken Ayancık tabelası bizi karşıladı. Özlemimi, Ayancık’ı Boyabat’tan ayıran sıra dağlara serperek Sinop yoluna devam ettik.

Karnımız acıkmaya başlamıştı. Boyabat sapağını geçince Dranaz dağlarına sardık. Yol kenarlarında küçük çocuklar kızlı erkekli topladıkları böğürtlenleri satıyorlardı. 1.5 ile 5 YTL arası sattıkları böğürtlenleri tadarak ve onlarla sohbet ederek yolculuğumuz sürdü. Yolun kenarındaki lokantada kuyu kebabı ve mangalda kuzu pirzola biftek, domates, biber eşliğinde kaymaklı manda yoğurdu yedik. Çay suyunda demlenen çayımızı da içip yola koyulduk.

Ata topraklarını, yol kenarındaki Gökmenoğlu çeşmesini ve babamın mezarını dualarla uğurlarken kardeşimin mutlu haberi geldi. Yeğenim Mustafa (rahmetli babamın adı) Sarp sağlıkla dünyaya gelmiş. Heyecanımız artarken Gerze sapağını da geçtik. Sinop girişinde, Ayancık sapağındaki yeni Atatürk Devlet Hastanesi’nin merdiven başında kardeşim Kurtuluş’la karşılaştık. Kendimizi küçük Mustafa’nın yanında bulduk. Kırmızı yüzlü mini minnacık bir bebek. Gözleri yumuk. Tıpkı büyük oğlum Emre’nin bebekliği.

          Evimin balkonundan Sinop ve deniz

Annem ve bacımı ağabeyimin evinde bulduk. Geleceğimizden habersizdiler. Sarılıp koklaştık. Ertesi gün Muhittin ağabeyimle ve eşimle balığa çıktık. İki istavrit ve birkaç mezgit yakaladık. Ben hiç tutamadım. Dönüşte bağlandığımız teknedeki komşular mangalda ızgara istavrit, domates ve biberi, Sinop pidesi ile ikram ettiler. Bu güzel balık ızgarayı yiyerek limana döndük. Denizde bir sürü tekne, çoluk çocuk, hatta bebekli aileler etrafımızda dönüp durdular. Denizin üzeri mutlu insanlarla doluydu. Bir kez daha doğduğum şehirle ve hemşehrilerimle iftihar ettim.

               Ayancık girişinde Şehitler Anıtı

 

     Yazının bütünü Yazılarım/Anılar sayfasında

 

ÖNEMLİ : Burç Taşları sitemizde bulunan taşlar ve bilgiler takı amacıyla hazırlanmıştır, tanı ve tedavi amacıyla kullanılamaz. T.G.

Her Hakkı Saklıdır. 2009  Turan Gökmenoğlu

www.burctaslari.com ve www.cakiltasiresim.com

web siteleri kardeş sitelerdir.

DİLEK, ÖNERİ, DANIŞMA, İLETİŞİM VE SİPARİŞ HATTI :  0532 243 32 71